Günümüzde her insanın içinde barındırdığı ama kabul etmediği bir kavram yobazlık. Kelime anlamına baktığımızda birincisi kendi din anlayışını başka şahıslar üzerinde tahakküm kurma çabası. İkincisi ise belli bir düşünceye bağnazlık. İkinci tanım bizim için çok değerli çünkü bu tanıma göre hepimiz yobazız. Ustad Cemil Meriç’in Bu Ülke atlı kitabında dediği gibi hepimiz yobazız bütün yanlarımızla. Evet hakikaten hepimiz yobazız. Amiyane bir şekilde söylersem; kültürünü, tarihini, dilini, inancını, coğrafyasını, bağlı olduğu ideolojinin yararlarından ziyade zararlarını, eleştiriyi kabullenmeyi, başkalarının hayat kaidelerini özenerek özgün yaşamayı, moda teranelerinin sebep olduğu modern zorbalıkla (reklam baskılarıyla) özgün giyinmeyi, yönetimi, hayatı, dünyayı ve en önemlisi kişinin kendisini bilmemesi yobazlığın en tehlikeli boyutudur. Bu saydıklarımız gösteriyor ki yobazlığın temel tanımındaki din ve bağnazlık geneli ifade etmiyor. Bu din tanımına giriş yaparsak birçok şeyi anlarız. Din şeriat ve fıkıh olmak üzere ikiye ayrılır. Şeriat kendi içerisinde ikiye ayrılır ve değiştirilmesi mümkün olmayan kaideler barındırır bu nedenle bu kaidelere inanan insanları bağnazlıkla yani yobazlıkla suçlamak insanlığın ayıbı olduğu gibi beyni fikirlerinin de suçudur. Fıkıh kısmı ise ikiye ayrılır. İbadet ve muamelat kısmı. İbadet kısmı şeriatın emrettikleridir değişmeyen hükümlerdir muamelat kısmı ise zamana göre hükümleri değişir. İşte insanların inananları yobazlıkla suçladıkları muamelat kısmıdır. Ama genellemeye gidilerek şeriata bağlı bulunan insanları din yobazı olarak görmek yobazlıktır. Her insan kendine yakın ve yaşarak mutlu olduğu dini yaşamakta özgürdür. Bu inanç kaidesi başkalarına baskı yoluyla aksettirilmediği takdirde saygı duyulmak zorunludur. Dinin zamana göre değişen (muamelat) kısmı olduğu gibi Bilimin de geliştirilen tezlere göre değişmezliğini kaybeder. Ve bilime inanarak yobazlıktan kurtulduklarını zan edenler kendilerini büyük garabetlik içerisinde bulacaklardır.

Kilise’nin baskıcı anlayışı Avrupa’da bilimi öne sürdü tartışmalar ve gelişmeler bu zemin üzerinde ilerledi. Ama ülkemizde dinin bir baskısı olmadığı halde bazı siyasi kesimlerin dine baskısı bizde sözde yobazlığı geliştirdi. Bazı dini sözde savunan siyasi kesimlerin dini tam manasıyla anlamadıkları halde verdikleri demeçler, yazdıkları makaleler ve konuştukları konferanslarda ise

yobazlığı körüklediler. Bu dini kaideleri tam anlamıyla bilmeyenler ise bu siyasi kesimlerin yaptıklarını dine mal ederek bilimi silah yobazlığı ise mermi olarak kullandılar. Böylece yobazlık girdabının bir parçası oldular. Ülkemiz üzerindeki yobazlık ise bu zemin üzerinde gelişti. Ülkemiz doğu-batı tahtaravellisinin orta direğidir. Doğu-batının ortak sentezidir. Yani tek taraflı doğuyu tek taraflı batıyı savunmak tezatlıktır. Zorba emperyallerin sömürge topraklarında ki halkı 2. Fert toplum konumuna itme çabaları vardır. Bu baskılar karşısındaki halk elbette ki kendilerine değil bu zorba emperyallerini isteği doğrultusunda hareket edecektir. Buraya değinmemizin nedeni 2. Fert toplum olmamamıza rağmen gondolumuzun bir başı doğuya bir başı batıya hizmet etmektedir. Bu çift başlılık ortak sentezi olmadan sadece tek taraflı sözcülük yapmak bağnazlıktır yobazlıktır. Çünkü kültürümüz sağlam temele oturtulmadan bir oraya bir buraya kültür emperyalizmine neden olarak ezilecek ve yok olacaktır. Ustad Peyami Safa’nın dediği gibi doğulu gibi inan batılı gibi düşün. Bu medeniyetleşme çabalarımız bu politikaya benzer olmalıdır.

Batı tesiri altında yeni düzen çabası içine girmişler camilerin yapılmasını irticacılıkla suçlarlar. Ama bilmezler ki laikliğin başkenti Fransa’da otuz sekiz bin Katolik Kilisesi bin yüzde Protesyan Kilisesi(2008 verileri) bulunmaktadır. Ve yine papazlar ve başpapazlar kamu kurumlarında antlaşmalı olarak atanırlar. Ordu içerisindeki görev yapan başpapazları da yine belirlenen adaylar arasından( kendi içlerinden belirler) Milli Savunma Bakanlığı tarafından atanmaktadır. Bu da bize gösteriyor ki laikliği tam anlamıyla yaşayan devlet bulunmamaktadır. İngiltere’de Kiliseye bağlı bulunan cemaatlere ve Yahudilere devlet desteği sunulur(recogtion) devletçe tanınırlar. Müslümanlar bunun dışındadır. Yunanistan’da seçilen Başbakan göreve papaz önünde İncil’e el sürer ve yemin eder. Bunun yanı sıra AB ülkeleri ABD örnekli birçok akademik kanıt elimizde mevcuttur. Bu sunmuş olduğumuz bilgiler gösteriyor ki cami yapımını irticacılıkla suçlamak yobazlıktır. Bunların amacı medeniyeti savunmaktır ama asıl olan medeniyetsizliktir ki inançlara saygı yok. Camileri medreseleri bilimden uzaklaştırmakta yobazlıktır. Nitekim Ustad Hacı Bektaşi Veli (k.s) Makalat Adlı eserlerinde 4 makamdan olan Şeriatın ikinci makamının Marifetinde yedinci makamının ilim olduğunu belirtmişlerdir. Bizlere aktarılan bilgileri araştırmıyoruz( her konuda) hemen evet diyerek inanıyoruz. Mesele budur ve yobazlıktır. Bir diğer tarafta tarihimizi bilmemiz için; Osmanlıcayı, Arapçayı, Farsçayı ve Kürtçeyi bilmemiz zaruridir. Bu nedenle bu birikimli dilleri

öğrenmeyi yobazlıkla suçlayanlar büyük bir hata içerisindedirler. Almanya’da Latin harflerinin yanında eski dilleri gotik harfleri de öğretilmektedir. Bu nedenle sadece tek taraflı batı yanlılarının örnek aldıkları bizlerden daha mı yobaz oluyor? O zaman tarihimizi yansıtan, gün ışığına çıkaran mimari eserlerimizde, sanatımızda ve edebi eserlerimizde bulunan dillerimizi okumayı bilmemek yobazlık değil de öğrenmek mi yobazlık olacak. O zaman ülkeye gelen turistlerden ne farkımız olacak. Garabetliğin zirvesidir. Siyasi düşünceleri bir kenara bırakmak lazım bu konuda siyasi fikrimizi engellemeliyiz ki güvendiğimiz bilim ve medeniyet çevresinde ele almalıyız. Değineceğim bir başka nokta ise bir kişinin yaptığı yanlışı veya hatayı bir topluma ve bir kesime mal etmek de büyük bir yobazlıktır. Bu durum karpuzun kabuğundaki küçük bir sarılığın karpuzun kelek olduğu kanısı varmak gibidir ve büyük hatadır. Ülkemizde yobazlık tartışmaları laiklik, din ve devlet üçgeninde devam eden bir süreçtir. Dini tam anlamıyla bilmeden anlayıp yaşayanların, dini kaideleri tam bilmeden kulaktan dolma bilgilerle dini eleştirinler bir de bir kişinin yaptığını başkalarına mal edecek kadar kıt insanlar ve halen yazımın ilk başlarında saydıklarımdan yoksun kişilikli insanlar olduğu sürece bu yobazlık tartışmaları devam edecek ve sözde medeniyet çalışmalarımız sekteye uğrayacaktır. Başımıza zaten ne geldiyse medeniyet adı altında geldi.( Burada bu çabaya değil yanlış politikalara kızıyorum) Aynı beyaz insanın sömürülmüşlere medeniyet sözü gibi.

Asıl mesele bizden olmayan toplumların hayatlarını kıskanmakla, bizimle aynı düşünmüyor diye insanları dışlamakla başladı. Kıskançlığımız örnek almaya çalıştığımız toplumların birbirlerine karşı saygısından, dışlamışlığımız ise birbirimize karşı saygısızlığımızdandır. İşte bu saygıyı bilmemek ve anlamamak ta yobazlıktır. Karşımızdakine yobaz etiketi yapıştırmadan önce neden benimle aynı düşüncede değil? Onu bu kadar bağnazlığa iten ne? Onu bu kötü düşünceden nasıl kurtarabilirim? Tarzında genel tabirle değerlendirir ve kendimize bu soruları sorarsak hem kendimizin hem de karşımızdakinin hatalarını fark eder ortak bir payda oluşturabiliriz. Bu soruları sormak varken onu bu kötü durumuyla baş başa bırakmak için yobaz demek de yobazlıktır. inandığımız Din de Bilim de bize bunu söylemiyor. Son olarak söyleyeceğim ülkemiz doğu ve batının ortak sentezidir. Tek taraflı Doğu tek taraflı Batı tezleriyle hareket etmek hatadır. Çünkü tezler karşı tezlerle çürütülür ama ortak

bir sentezle hareket edilince yobazistan ütopya olur. Ustad Peyami Sefa’nın da dediği gibi geçmişi inkar edersek irtica geleceği inkar edersek ihtilal tehlikesi baş gösterir. Ustad Bediüzazaman Said-i Nursi (k.s) Sunuhat Adlı eserin de şunu söylerler: alimlerin kitaplarını hemen kavramamız gerek ama altın deyip de Bakırı da sahiplenmemiz gerektiğini belirtirler. Bu dini yobazlıkla suçlananlara bir öğüt olmalıdır. Son olarak bizde laiklik, din, devlet, yobazlık, irtica ve ihtilallerin yaşanması, gündemi meşgul etmesi hiç şüphe yok ki hukuk sistemimizin görevini hakkıyla yerine getirememesindendir buda ayrı bir yobazlıktır. Eskiden bir şey de geriliğimiz şu cümleyle anlatılırdı: Çelebi bizde böyle olur yaşamak dediğin ne yapalım Çelebi bizde böyle olur YOBAZLIK dediğin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.