Bundan birkaç gün önce müteahhitler adına konuşan bir beyefendinin çığlıkları yankılandı yerel basın camiasında.
Bu beyefendi, tüm müteahhitler adına açıklama yaparak, her deprem sonrası tabiri caizse "günah keçisi" konumuna düşmekten bıktıklarını, aslında suçlunun yasalar ve bu yasaları çıkaranların, yani kısacası devletin olduğunu belirterek kendilerinin "sütten çıkmış kaşık" gibi temiz ak ve pak olduklarını beyan ettiler.
Tüm günahın, bin bir zorlukla geçinmeye çalışan(!!!), ekmek parası için % 20 gibi "minnacık" bir kâr payı ile kazanmaya çalışan müteahhitlerin olmadığını; aksine tüm günahın % 20 kâr payına rağmen ihalelerde % 35"e kadar kırım yapılmasını sağlayan yasalar ve bu yasaları çıkaranların olduğunu savunuyordu.
Yani, daha anlaşılır bir dille söylemek gerekirse; “tek suçlu hırsız değil aynı zamanda evin penceresini açık bırakan ev sahibindedir” demek istemiş sanırım.
En azından ben böyle anladım….
Konuyu biraz daha açmak gerekirse, bu beyefendinin söylediklerinin yola çıkarsak, müteahhitler, "çürük" inşaat yapımını meşrulaştırmaya çalışıyorlar.
Diyor ki arkadaş; “Kusura bakma ben ihaleyi %20 kârla alacaktım, ama ihale kızışınca bu kâr payından vazgeçtim hatta % 15 de içeri girdim. Şimdi ihalesini aldığım binaları yapacağım ama kusura bakmayın, kârsız bu inşaatları yapacak kadar kek ve enayi değiliz. Bu yüzden bu binaların betonundan, demirinden, çimentosundan kısacası tüm malzemesinden kısmak zorundayım. Yüzde 15"lik zararımı bir de % 20"lik kâr payımı da bu işin içinden çıkarmam gerekiyor. Yarın eviniz başınıza yıkıldı, çocuğunuz öldü, servetiniz yok oldu "çok da tınnn". Kusura bakmayın, aslında ben böyle değildim ama yasalar beni buna teşvik etti. Suçlu devlet, gidin devletten ya da yasaları çıkaranlardan hesap sorun”.
Bu kadar pişkinlik olur mu?
Bir de açıklamanın devamında binalar denetlenmiyor, diye nara atıyor aynı arkadaş.
Kimse kusura bakmasın ama bence bu ihaneti yapan kim olursa olsun bilerek sırf cebini doldurmak adına, para kazanmak adına, başkalarının canını ve malını bilinçli bir şekilde göz göre göre tehlikeye atıyorsa en ağır ceza ile cezalandırılmaları gerekir.
Eğer kâr edemiyorsan istediğin gibi, girme arkadaş bu işlere, seni zorlayan mı var?
Adam yıllarca çalışacak 25 yılını verecek yemesinden içmesinden kısacak başını sokabileceği bir mesken için çalışacak parasını, 25 yıllık emeğini size teslim edecek, siz kalkıp başkasının emeği üzerinden rant sağlayacak hatta adamı parasıyla öldürmeye kalkışacaksınız.
Bu ne vicdansızlık, bu ne duyarsızlık…
Tabi sözümüz bu beyefendiye değil ya da işini doğru dürüst yapan hak ve hukuka riayet eden işinin ve emeğinin hakkını verene değil.
Ancak bu olayı istismar eden, bu olayı pişkinlikle yapanlara…
Ben de burada bir kesimi suçlu çıkarıp tabiî ki bu yasaları veya yasaları çıkaranları savunmuyorum.
Tabi ki böylesi bir durumda en büyük suç bu yasaları çıkaranlarda ve bu hırsızlıklara uygun ortam oluşturanlarda.
Ancak yasalardaki en ufak bir açığı görerek yaptığı hırsızlıkları meşru görenler kendini suçsuz çıkarmak isteyenleri de temize çıkarmaz.
Allah korusun, ama olası bir Van depreminde kimsenin suçlu çıkmayacağı muhakkak.
Çünkü top yasalarda, bu işin üç kağıdını bilenlere pas atınca, onlar da topu aynen kendilerine iletecektir.
O zaman tek suçlu var; ne bu açığı yaratan yasalar ne de bu açıktan faydalanan, malzemeden çalan müteahhitlerdir.
Tek suçlu vatandaş…