Komedi filmi gibi
Eğer internet üzerinden yapılan anketler, gerçeğin milyonda birini bile temsil etseydi, Van"da 29 Mart 2009 Yerel Seçimleri"nin galibi CHP olacaktı, ikinci parti Saadet!
Seçimin galibi DTP ile ikinci sıradaki AK Parti, yerlerde sürüneceklerdi.
Bununla ilgili daha çok şey sayabilirim ama gerek yok, elimizde hazır örnekler var.
Duymuşsunuzdur; VANGİDER adında bir dernek kuruldu yakın zamanda.
Tam adı; Van Genç İletişimciler Derneği.
Bünyesinde çok sevdiğim değerli arkadaşlar var; Selahattin Aktaş, Osman Nuri Yıldız ve İsmail Topçuoğlu gibi.
İyi işler yaptılar, daha iyi işler yapacaklarına dair kuşkum yok.
Son olarak bir yarışma başlattılar; “Yılın En"leri” diye.
Eğitimden sağlığa, basından ekonomiye, idarecilerden özel sektöre kadar birçok alanda "ödül" veriyorlar.
Buraya kadar olan kısmı; falan filan…
Oylama ise internet üzerinden yapılıyor.
Asıl sorun tam da bundan sonra başlıyor.
Orada ismi olan kişi ya da kurumlar, ailenin 5 yaşındaki çocuğundan tutun da tüm tanıdıklarına kadar, “Ne olur siteye girip, bize-bana oy verin” şeklinde yalvarıyorlar.
Yani "kendi kendine oy verme yarışı" şeklinde sürüp giden bir süreç.
Mesela Van Kadın Derneği, VAKAD.
Facebook denen sosyal paylaşım sitesinde VAKAD üyelerinin “Ne olur bize oy verin arkadaşlar” şeklindeki gönderilerini kahkahalar atarak okudum.
En sonunda Zozan"a söyledim, bu ne biçim bir anlayıştır diye.
Önce, oy kampanyasının benim söylediğim şekilde olduğunu bilmediği türünden birşeyler söyledi, sonra da “Ne yapalım, bu böyle” deyiverdi.
Gülmeler eşliğinde kendisine iyi geceler deyip kapattım konuyu.
Sonra araştırdım, sadece VAKAD değil, orada adı geçen herkes böyle bir "kendi kendini tatmin etme" yarışına girişmiş.
Her sabah ilk iş olarak "kendilerine" oy veren insanlar, "paranoyak" duruma geldiklerini söylemeyi de gizlemiyorlar üstelik. (Eğer silmemişse, silmezse, Zozan Özgöçkçe"nin facebook"taki paylaşım iletilerinin altında var o yorumlar).
Aklı başında olan hiçbir insan, bunu yapmaz bana göre.
Eğer siz çalışmalarınızla, yaptıklarınızla ön plandaysanız zaten gerekli teveccühü alırsınız.
Böyle kendi kendini ödüllendirerek tatmin etme durumu nereye kadar?
Bu "nepotizm" kokan hareketlerin başarıyla ne ilgisi var, bana biri açıklasın.
Psikiyatri uzmanına sorun, bu durumu "hastalık" olarak nitelendirecek ve en kısa sürede tedavi olmalarının gerekli olduğunu söyleyecektir.
"Kendi kendine oy vererek", “Biz bu kadar başarılıyız” demek hastalık değil de nedir?
Bizde bu hastalık ruhu çok var.
Kendi kendisine yorum yazan "köşe-bucak" yazarları, kendisiyle tartışıp duran tipler, durduğu yerin farkında olmayanları…
Sürüsünce yani.
…
Bundan kısa süre önce değerli arkadaşım Sinan Hakan da "yılın genç liderleri" oylamasına adaydı ve yine benzer şeyler yaşanmıştı.
Bir, "Sinan"a oy verelim kampanyası" başladı ki, sormayın gitsin.
Ve sonrasında Sinan Hakan, oylamada "başarılı(!)" oldu.
Nasıl oldu?
Yakın arkadaş çevresi olan bizler, aile meclisi, vs"lerin oylarıyla.
Sinan Hakan, darılmasın bana ama böyle birşeye dahil olması, beni çok üzdü.
Akıllı bir kişi bu tür şeylere gelmemeli.
Kendisini o konuma getirmesine üzüldüm.
Sinan Hakan benim gözümde çıkardığı iki kitabı ile son derece önemli biridir.
Osmanlı arşivlerini ne zor şartlarda çözümlediğini bilen biriyim.
Keşke hep öyle kalsaydı.
Ama o davranışı, kendisine yakıştıramadığım gibi, bazı dar görüşlü kişilerin fazlasıyla "gazına" geldi.
Şimdi Sinan Hakan gerçekten genç lider midir, buna kendisi cevap versin.
Cevap vermeden önce Van Ekonomi Konseyi Başkanı olarak son iki-üç basın açıklamasına da baksın.
Lider dediğin kişi, birkaç kişinin dediğinin altına, bilmeden imza atmaz.
En azından neye imza attığını bilir.
Örnek mi vereyim?
Peki.
Konu İhtisas Hastanesi"nin taşınması (bu arada taşınmayı kapanma olarak anlayan bir Ekonomi Konseyi"miz var, o zaten ayrı bir konu) ile ilgili, Van Ekonomi Konseyi"nin basın açıklamasında İhtisas Hastanesi"nin uzaklığı "ulaşım" harcamaları bakımından "avantaj" olarak gösteriliyordu; “Bilmem, günde kaç yolcu gidip geliyor” falan türünden.
Ey ekonomiden anlamayan Ekonomi Konseyi; söyler misiniz bize, kimden çıkıyor o paralar?
Vatandaştan.
Peki, vatandaşın ulaşım parası vermemesi, sağlık hizmetine daha rahat ulaşması iyi mi, kötü mü sizce?
Sen ne diyorsun bu konuya sevgili Sinan Hakan?