ŞEHRİ VAN

Van ili, 42 / 40 ve 44 / 30 doğu boylamlarıyla, 37 / 43 ve 39 / 26 kuzey enlemleri arasında yer alır. İl toprakları; 19.069 km'dir. Bu Türkiye topraklarının % 2,5'ni oluşturur.

Van, kuzeyde Ağrı ili'nin Doğubeyazıt, Diyadin, Hamur ilçeleri; batıdan Van Gölü ile Ağrı ili'nin Patnos; Bitlis ili'nin Adilcevaz, Tatvan ve Hizan ilçeleri, Güneyden Siirt ili'nin Pervari ilçesi, Şirnak ili'nin Beytüşşebap ilçesi ile, Hakkari ili'nin Yüksekova ilçesi ile sınırlıdır. İlin doğusunda ise İran devleti yer alır.

  

Tarihi

Arkeolojik araştırmalara göre Van ili yazılı tarih öncesi dönemleri M.Ö. 5000 - 3000 yılları Kalkolitik dönem başlarına kadar uzanmaktadır. M.Ö. 2000 yılında bu bölgede ilk olarak devlet kuranlar Hurrilerdir. Daha sonra Hurrilerin bölgedeki devamı olan yerli kavimler tarafından M.Ö. 900 yıllarında başkentleri Tuşba ( VAN) olan Urartu devleti kurulmuştur. Urartular M.Ö. 612 yılına kadar Van Bölgesinde güneyde yukarı Mezopotamya'ya kadar uzanan topraklarda hüküm sürmüşlerdir. M.Ö. IX. Yüzyılda Kral Sarduri tarafından Van kalesi yaptırılmıştır. M.Ö. VII. Yüzyıl başlarında Mezopotamya'dan Anadolu'ya akınlar düzenleyen Asurlular, Van kalesini ele geçirince, Urartular Tuşba yakınlarında Rusahinili (Toprakkale) şehrini kurarak varlıklarını devam ettirmişlerdir. M.Ö. 612 yılında Anadolu'ya gelen Medler, büyük Urartu Kırallığı'na son vermişlerdir.

Yerleşik bir nizam kuramayan Med Krallığı, Persler'e yenilip yıkılınca Van ve yöresi M.Ö. 332 yılına kadar Pers, M.Ö. 129 yılına kadar Büyük İskender'in doğu seferinden sonra Makedonyalılar ve M.Ö. 88 yılına kadar da Partların egemenliğinde kalmıştır.

Tarihi dönem içerisinde Van ve yöresi Romalılar ile Sasaniler arasında çatışma sebebi olmuştur. M.S. 395 yılına kadar Sasani, sonra da Bizans egemenliğinde kalmıştır. Hz. Osman zamanında Bizans'ı bozguna uğratan Müslüman orduları 644 yılında Van ve yöresini ele geçirmiş, bu hakimiyet Emevi ve Abbasi devletleri tarafından da sürdürülmüştür. Eskiden beri Van bölgesinde yaşayan Ermeni azınlığı, kısa bir süre Van çevresinde bir krallık kurmuş ve İslam İmparatorluğu'na tabi olmuşlardır. Hıristiyan sanatının mühim bir eseri olan Akdamar Kilisesi, aynı adı taşıyan ada üzerinde Kral Gagik tarafından 915-921 yılları arasında yaptırılmıştır.

Çağrı Bey döneminde Anadolu'ya keşif amaçlı yapılan seferler, 1071 Malazgirt zaferiyle neticelenmiş, Van ve çevresi Büyük Selçuklular'ın egemenliğine girmiştir. Büyük Selçuklular'dan sonra bir süre Eyyübi egemenliğinde kalan şehir, 1230 yılında Karakoyunlular'ın hakimiyetine girmiştir. Bu tarihlerde eski Van şehrinde bulunan Ulu cami, Karakoyunlu Yusuf tarafından yaptırılmıştır. Karakoyunlular'ın Uzun Hasan'a mağlup olmalarıyla Van ve havalisi Akkoyunluların eline geçmiştir.

Kanuni Sultan Süleyman döneminde Safevi Devleti'ni yenen Osmanlı orduları 1458'de Van'ı fethetti ve bu fetih 1555 yılında yapılan Amasya Antlaşması ile kesinlik kazanmıştır. Van Beyler Beyliği'ne atanan Hüsrev Paşa ve Kayaçelebizade Koçi Bey, kendi adlarını taşıyan birer cami yaptırmışlardır. Aynı dönemlerde "Kitap-ı Lugat-ı Vankulu" adlı eser Vankulu Mehmet Efendi tarafından hazırlanmıştır.

XIX. yüzyılın ikinci yarısından sonra Van'da ekonomik bakımdan güçlü olan Ermeniler ihtilal cemiyetleri kurarak Ruslar'ın da desteğiyle silahlanmaya başlamış, 1915'te bir çok kaza ve köyde katliama girmişlerdir. Aynı yıl Van'ı istila eden Ruslar, Ermenileri destekleyerek şehri ateşe vermiş ve Osmanlı ahalisi şehri boşaltmak zorunda kalmıştır. 1981 yılında Van, yıkılıp yıkılarak büyük oranda nüfus kaybına uğradığından, bugünkü yerinde yeniden kurulmuştur.

Başlayan Türk harekatı karşısında işgal ettikleri topraklardan çekilen Ruslar ve Ermeniler, doğudaki aşiretlerin de desteğiyle tamamen Anadolu'dan çıkarılmış ve Türk ordusu 2 Nisan 1918' de Van'a girerek şehri kurtarmıştır. 16 Mart 1921' de imzalanan Moskova antlaşması ile Ruslar Van ve Bitlis'e ait isteklerinden vazgeçmişlerdir. 29 Ekim 1923'te Vilayet merkezi olan Van'da Devlet ve belediye tarafından alt yapı çalışmaları başlatılmış, savaştan yakılıp yıkılan şehir yeniden inşa edilmiştir.

 

Van İsminin Kaynağı

Bu konudaki bigiler tam olarak açıklığa kavuşturulmamış ve bu bilgiler rivayetlerden öteye gidememiştir. Evliya Çelebi , "Seyahatnamesi"nde Büyük İskender' in Van Kalesi'ndeki Vank adlı bir mabedden esinlenerek buraya Van adını verdiğini söylemektedir. Bir rivayete göre de, şehri genişletilip güzelleştiren VAN isimli şahsın adından dolayı şehre bu ismi verilmiştir. Bu konuda akla en yatkın görüş ise, Urartuca Biane veya Viane'den çıkmış olduğudur. Çünkü Urartulular kendilerine Bianili demişler ve Urartuların hakim devrinde Biane adı altında birçok şehir ve insan topluluğu Van şehrinde toplanmıştır.

NÜFUS


Van ve Van Gölü çevresinde ele geçirilen tarihi ve arkeolojik bulgular, bölgenin Anadolu'nun en eski uygarlık merkezlerinden biri olduğunu, dolayısıyla da o günün şartlarında nispeten yoğun nüfuslu yöreler arasında sayılabileceğini göstermektedir. Bölgede yer alan çok sayıda tarihi kalıntılar, yerleşme ve nüfus yoğunluğu hakkında bir dereceye kadar fikir verse de, Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerine gelinceye kadar geçen süre içindeki nüfus gelişimi hakkında yeteri kadar sağlıklı bilgiye sahip değiliz.

Bilinen en eski uygarlıklarından olan Urartular dışında Van Gölü ve çevresi güçlü bir siyasi organizasyona merkez olmamıştır. Bölge, Urartu egemenliğinden çıktıktan sonra çesitli devletlerin sınır bölgesinde sık sık el değiştirmiştir. Bu nedenle çeşitli savaş ve istilalar dolayısıyla nüfusta zaman zaman azalmalar meydana gelmiştir.

Van Gölü çevresinin 19. yüzyıl öncesindeki nüfusu hakkında yeteri kadar bilgi sahibi değiliz. Osmanlı Salnamelerine dayanılarak elde edilen verilere göre 19. yüzyılın son yıllarında Van Merkez Sancağı ve Hakkari Sancağından oluşan, bugünkü Bitlis, Muş, Ağrı ve Hakkari illerinin de bağlı bulunduğu Van vilayetinin nüfusu 430.000 idi. Osmanlı Salnamelerine dayanılarak yapılan araştırmalara göre 1889'da Van'ın merkez nüfusunun 35000, Gevaş'ın 13164, Adilcevaz'ın 12697, Erciş'in 14774 ve Muradiye'nin nüfusunun ise 13382 olduğu tespit edilmiştir. Bunlardan başka Van'ın nüfusu hakkında Osmanlı döneminde bazı bilgiler elde edilmiş olsa da, bunların tahminden öte bilimsel bir değeri yoktur. Bu nedenle bu rakamlara dayanılarak zamanın nüfusu ve özellikleri hakkında bir takım değerlendirmeler yapmak sağlıklı olmayacaktır. Bu yüzden Van Gölü çevresinde, özellikle Van'ın nüfusunun zaman içindeki seyrinin ortaya konmasının Cumhuriyet Devrinde düzenli periyodlarla yapılan nüfus sayımlarının sonuçları ışığında yapılması daha anlamlı ve gerçekçi olacaktır.

Yüksek ve anzali bir arazi yapısına sahip olan Van Gölü çevresinde yerleşme ve nüfus, genellikle daha ılıman iklim koşulları ve nispeten verimli tarım topraklarının bulunduğu alanlarla kıyı ovaları üzerinde toplanmıştır. Söz konusu kıyı ovaları üzerindeki önemli yerleşmelerin nüfusları aşağıda verilmiştir.
 


Van


Cumhuriyet Caddesi

Tablo : Van Gölü Çevresindeki Yerleşim Yerlerinin Yıllara Göre Nüfusları *

VAN

ERCİŞ

MURADİYE

GEVAŞ

GÜRPINAR

EDREMİT

1935

9562

4669

710

1750

559

792

1940

11785

5841

1960

2015

570

824

1945

14266

6054

1548

2258

812

911

1950

15664

7048

1197

2442

865

911

1955

17254

9181

1450

2855

805

954

1960

22045

9927

1864

5580

1006

1062

1965

51451

14072

2518

4019

1004

1401

1970

46751

19552

4015

4944

1957

2595

1975

65665

22551

6654

6555

2057

2276

1980

92801

27582

10521

7410

2866

2569

1985

110655

56582

12085

8607

5556

5557

1990

155623

40481

11167

9994

3994

4790

2000

284464

70881

19702

10988

6211

6481

* Belirtilen nüfuslar şehir merkez nüfusları olup, köy nüfusları dahil değildir.

Grafik : Yıllar itibariyle Van Merkez İlçe (Köyler hariç) nüfus gelişimi


Birinci Dünya Savaşı sırasında (20 Mayıs 1915) Van'ın Ruslar tarafından işgal edilmesiyle nüfusun büyük bir kısmı Van'ı terk ederek Anadolu'nun daha güvenli bölgelerine göç etmiştir. Rus ve Ermeni işgaliyle şehir, gerek şekil, gerek nüfus ve gerekse fonksiyon yönünden büyük değişikliklere uğramıştır. Çok sayıda binanın tahrip edilmesi sonucu şehir küçülmüş, önceleri Türk ahalinin göç etmesi, daha sonra ise Ermeni nüfusun bölgeyi terk etmesi ile şehrin nüfusu o kadar azalmıştır ki 1889'da 35000 olan nüfus bu dönemde 7000'e kadar düşmüştür.
1927-55 arasındaki hızlı nüfus artışı büyük ölçüde 1933 yılında yapılan bir idari düzenleme ile Hakkari'nin ilçe yapılarak Van'a bağlanmasından kaynaklanmaktadır. Ancak bu durum uzun sürmemiş, 1936 yılında çıkarılan bir yasa ile Hakkari yeniden il yapılmıştır. Aynı yıl yürürlüğe giren bir başka yasa ile de Bitlis il olmuş ve Van'ın Ahlat ilçesi Bitlis'e bağlanmıştır.
İl nüfusunda anormal artış ve düşüşlere yol açan bu arızi durum dikkate alındığında;
1927-97 yılları arasında Van nüfusunun, 1935-40 yılları arası hariç, daima ülke ortalamasının üzerinde arttığı görülür. 1960-65 yılları arasında %46.9 a ulaşan yıllık nüfus artış hızıyla Van'da bir nüfus patlaması gerçekleşmiştir. Takip eden yıllarda yıllık artış hızında bir miktar düşüş kaydedilmişse de bu hız ülke ortalamasının üzerinde gerçekleşmiş ve bugünkü nüfusa ulaşılmıştır.
 

Tablo : İlçelere göre şehir ve köy nüfusu, yıllık nüfus artış hızı, yüzölçümü ve nüfus
yoğunlukları

 

2000

Genel Sayımı

Nüfus

Yıllık Artış

Nüfus Hızı

 

Yüzölçümü Yoğunluğu

Nüfus Yoğunluğu

İlçe

Toplam

Şehir

Köy

Toplam

Şehir

Köy

Km2 (1)

 

Toplam

877.524

446.976

430.548

31.96

53.19

13.84

19.299

45

Merkez

356.494

284.464

72.030

53.93

60.30

32.10

1.838

194

Bahçesaray

16.795

3.524

13.271

2.65

12.30

6.27

490

34

Başkale

55.563

14.114

41.449

0.06

15.12

5.63

2.731

20

Çaldıran

56.485

12.841

43.644

29.91

98.79

16.24

1.587

36

Çatak

23.816

5.892

17.924

9.05

28.83

3.32

1.858

13

Edremit

18.005

6.481

11.524

24.35

30.23

21.19

270

67

Erciş

147.421

70.881

76.540

39.05

56.00

25.56

1.875

79

Gevaş

29.557

10.988

18.569

7.92

9.48

16.95

967

31

Gürpınar

37.226

6.211

31.015

14.29

44.14

22.78

4.118

9

Muradiye

54.692

19.702

34.990

31.18

56.76

19.21

1.049

52

Özalp

59.892

6.997

52.895

25.40

35.21

24.18

1.558

38

Saray

21.578

4.881

16.697

19.33

53.33

11.24

958

23

(1)Yüzölçümüne göller dahil değildir. Harita Genel Komutanlığı'ndan temin edilen 1/1.000.000 ölçekli haritadan hesaplanmıştır.

İlimizin 2000 yılındaki nüfusu 877.524, 1990-2000 dönemindeki yıllık nüfus artış hızı % 32 'dir. İlimize bağlı bulunan 11 ilçeden Erciş ilçesi 147.424 nüfusu ile en fazla nüfusa, Bahçesaray ilçesi ise 16.795 nüfusu ile en az nüfusa sahip olan ilçelerimizdir. İlimizin yıllık nüfus artış hızı en yüksek olan ilçesi %39.05 ile Erciş iken en az olan ilçesi % -14.29 ile Gürpınar'dır.

İlimizin Merkez ilçesinin şehir nüfusu artış hızı % 60.3'tür. İlimize bağlı ilçelerin, merkez ilçe hariç, şehir nüfusları incelendiğinde, şehir nüfusu en fazla olan ilçenin Erciş ilçesi, en az olan ilçenin ise Bahçesaray ilçesi olduğu görülmektedir. Şehir nüfus artışının en fazla olduğu ilçe % 98.79 ile Çaldıran ilçesi, en az olduğu ilçe % -15.12 ile Başkale ilçesidir. İlimize bağlı bulunan tüm bucak ve köylerin yıllık nüfus artış hızı %13.84'tür.

Nüfus yoğunluğu olarak ifade edilen bir km2'ye düşen kişi sayısı, il genelinde 45 ve il merkezinde 194 iken ilçelere göre, 9 ile 79 kişi arasında değişmektedir. Yüzölçümü büyüklüğüne göre, ilk sırada yer alan Gürpınar ilçesinde nüfus yoğunluğu 9, yüzölçümü en küçük olan Edremit ilçesinde nüfus yoğunluğu 67 kişidir.
İlimizde bulunan toplam 567 köyden 243'ünün nüfusu 500'ün altında olup, köylerimizin büyük bir çoğunluğu yüksek bir nüfusa sahiptir.
 

Son 73 yılda ülkemizin nüfusu yaklaşık 5 kat artış göstermiştir. Aynı dönemde, İlimizin nüfusu 11.6 kat artış göstermiş ve 2000 yılında 877.524'e yükselmiştir.
1927-1935 döneminde ilimizin yıllık nüfus artış hızı %39.6'dır.
İlimizin nüfusu 1927-2000 döneminde sürekli artış göstermiştir. İlimizde en yüksek yıllık nüfus artış hızı % 46.93 ile 1960-1965 döneminde ve en düşük yıllık nüfus artış hızı ise % 17.38 ile 1935-1940 döneminde gerçekleşmiştir. 1990-2000 döneminde Van ili'nin yıllık nüfus artış hızı % 32 dir.



NÜFUS VE KENTLEŞME

Tablo: 2000 Genel Nüfus Sayımına Göre İlimizde Şehir ve Köy Nüfusunun Toplam Nüfus içindeki Yüzdeleri

İlçe

Toplam Nüfus

Şehir Nüfusu

Şehir %

Köy Nüfusu

Köy %

Merkez İlçe

356.494

284.464

79

72.030

21

Bahçesaray

16.795

3.524

20

13.271

80

Başkale

55.563

14.114

25

41.449

75

Çaldıran

56.485

12.841

22

43.644

78

Çatak

23.816

5.892

24

17.924

76

Edremit

18.005

6.481

35

11.524

65

Erciş

147.421

70.881

48

76.540

52

Gevaş

29.557

10.988

37

18.569

63

Gürpınar

37.226

6.211

16

31.015

84

Muradiye

54.692

19.702

36

34.990

64

Özalp

59.892

6.997

11

52.895

89

Saray

21.578

4.881

22

16.697

78

İlimizin Merkez ilçesindeki nüfusun %79'u şehir merkezinde yaşarken %21'i Merkeze bağlı köylerde yaşamaktadır.Diğer ilçe nüfuslarının yüzdelerine baktığımızda;
%48 ile en yüksek şehir nüfusuna sahip ilçemiz Erciş iken, %11 ile en düşük şehir nüfusuna sahip ilçemiz Özalp'tır.
 

İlimizde bulunan 118.514 hane halkının yaklaşık %55'i şehirde yaşamaktadır. İl genelinde ortalama hane halkı büyüklüğü 7.5'dir. Muradiye ilçe merkezi 9.7'lik ortalama hane halkı büyüklüğü ile en yüksek, Edremit ilçe merkezi 6.4'lük ortalama hane halkı büyüklüğü ile en düşük değere sahiptir.

GÖÇ ve İSKAN

Bir yerleşim yerinin nüfus yapısını ve nüfus artış hızını etkileyen en önemli faktörlerden biri de nüfus hareketleri, yani göçlerdir. Göçler, ekonomik gelişmenin ve toplumsal canlılığın hem sonucu, hem de sebebidirler. Sonucudurlar çünkü, bir yerleşim yerinin ekonomik gelişmesi ve toplumsal canlılığı bu yerleşim yerinin diğer yerleşim birimlerinden nüfus, yani göç almasına sebep olurlar. Sebebidirler çünkü, herhangi bir sebepten göçe maruz kalan bir yerleşim yeri, göçün yarattığı nüfus baskısı sonucu ekonomik kaynaklarını daha rasyonel ve verimli kullanmaya yönelirler ve bu da ekonomik ve toplumsal gelişmeye yol açar. Bir yerleşim yerinin göç alma ve/veya göç verme eğilimi, bu eğilimin ortaya çıkardığı net göç oranı ve bunun niteliği, o yerleşim yerinin toplumsal ve ekonomik yapısı hakkında bize çarpıcı bilgiler sunar.
 

Tablo : 1985- 1990 yılları arasında İçe Göç, Dışa Göç ve Net Göç Hızı

Nüfus

TÜRKİYE

DOĞU A.

VAN

İçe göç

4.065.173

255.871

22.187

Toplam göç içindeki pay,%

1.000

63

5

1990 nüfusu içindeki pay, %

80

56

43

Dışa göç

4.065.173

724.374

42.967

Toplam göç içindeki pay, %

1000

178

11

1990 nüfusu içindeki pay, %

80

157

83

Net göç (1)

 

-468.503

-20.780

Net göç hızı,%

 

-102

-40

(1) Türkiye toplamında iç göç dış göçe eşittir. (2) 1990 Nüfus Sayımı esas alınarak yapılmıştır.


Van İli, yani bölge müdürlüklerinin merkezi olması ve bünyesinde bir üniversiteye sahip olması ayrıca, ordunun bu ilde günümüzde de kolordu düzeyinde teşkilatlanmış olması ilimizin kamu hizmetlileri olarak; subay, asker, öğretmen, öğretim üyesi ilin önemli oranda nüfus çekmesine yol açmıştır. Ayrıca idari teşkilatlanmadaki konumu itibari ile kamu yatırımlarından aldığı pay da ekonomik hayata nispi bir canlılık kazandırmıştır. Fakat, buna rağmen Van, orta düzeyde net göç veren, gelişmişlik sıralamasında en altlarda yer alan bir il olmaktan kurtulamamıştır ki bu durumu iki temel sebebe bağlamak mümkün görünmektedir: İlde hakim olan ekonomik faaliyetlerin tarım ve hayvancılığa dayalı olması ve bu faaliyetlerinde geleneksel olarak geçimlik düzeyde sürdürülmesi, buna bağlı olarak Türkiye ortalamasının üzerinde seyreden yüksek nüfus artışının yol açtığı sorunlar. Nüfus baskısının, tarım ve hayvancılık alanlarında ve göç verme yolları ile azaltılması, geleneksel ekonomik ve toplumsal yapının sürdürülebilmesini sağlamaktadır.
Yukarıda sayılan iki temel sebepten dolayı Van İli bugüne kadar sahip olduğu potansiyelleri dahi kullanamamış, geri kalmışlık zincirini kıramamıştır. Fakat, 1990'lı yıllarda Van'ın, özellikle Merkez ilçenin, maruz kaldığı kitle halinde göçler ve bu göçlerin yarattığı toplumsal ve ekonomik sorunlar, bugüne kadar sürdürülmesi mümkün olan geleneksel ekonomik ve toplumsal yapıları sürdürülemez hale getirmiş ve Van'ı ekonomik ve toplumsal açıdan köklü dönüşümlerin eşiğine getirmiştir.

Van'ın, özellikle de Merkez ilçe'nin, maruz kaldığı nüfus baskısını ve bu nüfus baskısının ortaya çıkardığı sorunları, ekonomik ve toplumsal dönüşüm için tarihi bir fırsat olarak değerlendirebilmek, her şeyden önce göç eden nüfusun akılcı politikalarla kalıcı olarak iskân edilmeleriyle mümkündür. Göç edenlerin iskânına yönelik politikalar, ilk bakışta pahalı görünmelerine karşılık, orta ve uzun vadede sürdürülebilir olan, ekonomik, toplumsal ve siyasal dönüşümü ve bütünleşmeyi sağlayacak yegane yol gibi görünmektedir. 1996 yılında terör nedeni ile Van'a göç edenlerin iskanına yönelik olarak, valiliğin girişimi ve öncülüğünde kurulan Yalım Erez Mahallesi bu yolda atılan kapsamlı, düşünülmüş ciddi bir adımdır. Bu adım, kendinden beklenen başarıya tam olarak ulaşması ile benzer iskan projelerinin de hayata geçirilmesine örnek olacaktır.

İlimizde 12 ve daha yukarı yaştaki nüfus içinde iş gücüne katılma oranı % 59 olup cinsiyete göre önemli farklılık göstermemektedir. İş gücü katılma oranı erkek nüfus için %70, kadın nüfus için %47'dir. Erkek nüfusunun işgücüne katılma oranı köyde %84 iken, il merkezinde %61, ilçe merkezlerinde %59'dur. Erkek nüfusta Başkale ilçe merkezinde iş gücüne katılma oranı %72 ile en yüksek, Bahçesaray ilçe merkezinde %46 ile en düşük düzeydedir. İş gücüne katılma oranı kadın nüfus için yerleşim yerine göre çok büyük farklılık göstermektedir. Köydeki her 100 kadından 88'i işgücündeyken bu oran il merkezinde %9, ilçe merkezlerinde ise %7'dir.

İstihdam edilen nüfusun iş gücü nüfusu içindeki oranı; erkek nüfus için %85, kadın nüfusu için %95'dir. İstihdam edilen nüfusun ekonomik faaliyete göre yapısı, yerleşim yerine ve cinsiyete göre değişmektedir. İstihdamdaki erkek nüfusun %43'ü hizmet sektöründe çalışmaktadır. Bu oran il merkezinde %78, ilçe merkezlerinde %79 ile köylerden daha yüksek orana sahiptir. İl genelinde tarım sektöründe istihdam edilen erkek nüfusun oranı %47 iken, köyde bu oran %77'ye yükselmektedir. İstihdam edilen kadın nüfusun %95'i tarım sektöründedir. Köyde istihdam edilen kadın nüfusunun hemen hemen tamamı tarımda çalışırken, şehirde istihdam edilen kadın nüfusunun çoğunluğu hizmet sektöründe çalışmaktadır.

EĞİTİM

Tarihi çok eskilere dayanan Van, çeşitli uygarlıklara adeta beşiklik etmiştir. Tarih boyunca bir çok savaşlara sahne olmuş, bu nedenle de bazı kavim ve milletlerin hükümranlığına girmiştir. Medler, Persler ve Romalılar'ın yöreye hakim olduklarını tarihi kaynaklardan öğrenmekteyiz. Van, ilk defa Hz. Ömer zamanında sahabe'den Hz. İlyaz kumandasında bir ordu ile fethedilir. 1021 yılında Bizanslılar'ın yönetimine girmiş, 1065'te de bölge Sultan Alpaslan tarafından fethedilmiştir.

Sonradan Van Bölgesinin Zengi'lerin, Eyyubi'lerin, Artuklular'ın, İlhanlılar'ın, Celayirliler'in, Akkoyunlular'ın, Safeviler'in ve 1387'de de Timurlular'ın eline geçtiğini görüyoruz.
Bölge, giderek güçlenen Osmanlılar'la Safeviler arasında zaman zaman el değiştirir. Nihayet, 1548'de kesin olarak Osmanlı hakimiyetine girer.
İnsanlık tarihiyle birlikte var olan eğitim, toplum ve devletler hayatında hayati bir fonksiyona sahip bir unsurdur. Van'da eğitim çok eskilere dayanır. Bu nedenle Van'da eğitimi Cumhuriyet öncesi ve sonrası ele almakta yarar var diye düşünmekteyiz.
 

 

CUMHURİYET ÖNCESİ

Van'da Eğitim-Öğretimi üç devreye ayırabiliriz.
 

  1. Başlangıçtan XVII. yüzyıl sonlarına kadar olan devre:
    Bu devre tamamen Doğu etkisindedir. Bir çeşit Osmanlı skolastiği niteliğindedir. Öğretim, tümü ile Medresenin tekelinde gibidir.

  2. İlk Batılılaşma hareketleri devresi:
    Yaklaşık olarak 1770-1840 yılları arasındaki süredir.

  3. Tanzimat ve sonrası:
    1839'dan 1923'e kadar yüz yıla yakın bir zamanı kapsayan bu devre, Türkiye'nin kültür ve eğitimle birlikte hemen her alanda batılılaşmaya yöneldiği bir dönemdir.
    Cumhuriyet öncesi Van'da Eğitim Öğretim Faaliyetlerinin tesbiti için yaptığımız araştırmada elimize geçen bir kaç kaynak eserin, Van'da Cumhuriyet Öncesi Eğitim-Öğretim faaliyeteleri konusunda verdiği bilgiler, günümüzle mukayese açısından önemlidir. Bu eserleri kronolojik olarak şöyle sıralamak mümkündür:

    • 15. ve 16. yüzyıllarda Van-Orhan Kılıç

    • Osmanlı Devletinin ilk istatistiki Yıllığı (1897)-Prof. Dr. Tevfik Güran.

    • Van Salnamesi Van Belediyesi Yayınları.

    • Van Kütüğü Yüzüncü Yıl Ünv. 1993.


1548-1648 YILLARI ARASI VAN'DA EĞİTİM

Osmanlı döneminde eğitim ve öğretimin, medrese ve sıbyan mekteplerinde yürütüldüğü bilinmektedir. Van şehrindeki başlıca medreseler şunlardır:

Ulu Cami Medresesi

Ulu Cami'nin avlusunda bir de medresesi mevcuttu. Evliya Çelebi, Ulu Cami ile ilgili sözlerini tamamlarken "... Taşra Haremi etrafı kan-ı ulema ve Süleha-i Darü'l - Tedrislerdir." diyerek caminin avlusundaki medresenin varlığına dikkat çekmenin yanı sıra, Van şehrindeki medreseleri sayarken de ilk olarak Ulu Cami Medresesi'ni zikretmiştir. (Evliya ÇELEBİ, Seyahatname 3-4, VI, 256/b)

Bicaniye Medresesi

Ulu Cami Medresesi'nden sonra Van'daki en eski medresedir. Elimizdeki bir Rus kaydından, bu medresenin Akkoyunlu beylerinden Bican Süleyman tarafından yaptırıldığı anlaşılmaktadır.
Van'ın Osmanlılar tarafından fethinden sonra Van beylerbeyi İskender Paşa'nın, merkeze bir mektup göndererek, Bican Süleyman Bey tarafından yaptırılan bu medresenin harap olduğunu ve bu sebeple tamiri için para istediği bilinmektedir. Bu medresenin, şehrin hangi mahallesinde olduğu hususunda herhangi bir bilgiye sahip olmadığımız gibi, daha sonraki yıllarda da konuyu açıklığa kavuşturacak bir kayda rastlanmamaştır. Bu nedele sadece Akkoyunlular'ın bölgeye hakim oldukları 1. yüzyılın 2. çeyreğinde yapıldığını ve 1550 yılına kadar varlığını sürdürdüğünü söylemekle yetineceğiz.

Hacı İzzeddin Şir Medresesi

Hacı İzzeddin Şir Medresesi, muhtemelen Melik İzzeddin Şir'in Van'daki hakimiyeti sırasında yapılmış olabilir. 1387 yılında Timur'a bağlılık kaydıyla, buranın yönetimini ele alan bu beyin, 1452 yılında Karakoyunlu İskender Bey tarafından öldürülmesine kadar uzun süre Van'da kaldığı bilinmektedir. (Orhan KILIÇ, 15 ve 16. yüzyıllarda Van, s. 225.) Melik İzzeddin Şir'den sonra ki beylerin, Melik Eset ve II.Zahit İzzeddin olması, bunlar zamanında yapılmadığına da delalet etmektedir.
Hacı İzzeddin Şir Medresesi'nin incelediğimiz dönemden önce yıkılmış olması, Van şehrinin fiziki yapısı ile alakasını ortadan kaldırmaktadır. Ancak 16. yüzyılın başlarına kadar vaziyette olduğu anlaşılmıştır.

İskender Paşa Medresesi

15 Ağustos 1548'de Van'ın Osmanlılar tarafından fethedilmesinden sonra, Anadolu Defterdarı Çerkez İskender Paşa tarafından yaptırılmıştır. (Vakfiye Defteri No: 581, s.170, sıra no: 185, 22 Ekim 1565 tarihli İskender Paşa Medresesi Vakfiyesi)
Van'ın Osmanlılar tarafından fethinden sonra yapılan ilk medrese olması bakımından ayrı bir özellik arz etmektedir.
Evliya Çelebi, İskender Paşa Medresesi'nden bahsetmektedir. Bu sebeple medresenin 1648 yılında Van'da meydana gelen zelzele neticesinde yıkılmış olabileceği akla gelmektedir.
1571 tarihli evkaf tahrir defterinde, İskender Paşa Medresesi'nin varlığı tesbit edilmektedir. Defterdeki bilgilere göre bu medrese vakfının yıllık geliri 83.989 akçe idi. (Kuyud-i Kadime 202, v.50/a.)

Hüsrev Paşa Medresesi

Orta Kapı Mahallesi'ndeki Hüsrev Paşa Cami Külliyesi içindedir. Evliya Çelebi'ye göre, medrese odaları caminin avlusunda bulunmakta idi. (Evliya Çelebi, Seyahatname 3-4, v. 256/b) Hüsrev Paşa Medresesi, camisi ile birlikte Van beylerbeylerinden Hüsrev Paşa tarafından yaptırılmıştır. 1571 yılında günlük 50 akçe olan bir müderrisi, 2 muidi ve 11 talebesi olduğu anlaşılmaktadır. (Kuyud-i Kadime 202,v.50/b.)

Tebriz Kapı Medresesi

Tebriz Kapısı, Camii'nin bünyesindeki medresedir. Bu medresenin varlığına sadece Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesinde rastlamaktayız. (Evliya Çelebi, Seyahatname 5-4, v.256/b.)

Horhor Medresesi

Evliya Çelebi tarafından sadece ismi anılmaktadır. Adından yola çıkarak Horhor Bahçeleri civarında olduğunu söyleyebiliriz.

Abbas Ağa Medresesi

Bu medreseden de sadece Evliya Çelebi bahsetmektedir. (Evliya Çelebi, Seyahatname 5-4, v.256/b.) Evliya Çelebi'nin Van'daki camileri anlatırken, İskele Kapısı Camii'nin Abbas Ağa adında bir hayırsever tarafından yaptırıldığını ifade etmesi, bu medresenin de İskele Kapısı Cami bünyesinde olduğunu ve bu zat tarafından yaptırıldığına delalet etmektedir.

Sıbyan Mektepleri

Osmanlı döneminde çocuklara yönelik eğitim, sıbyan mekteplerinde verilirdi. Bu mektepler çoğunlukla bir caminin bünyesinde bulunmasına rağmen, müstakil mekteplere de rastlanmaktadır. Evliya Çelebi, Van'da 20 adet sıbyan mektebinin varlığına işaret etmektedir. Bu mekteplerden üç tanesi yukarı kalede, diğerleri ise şehrin içinde idi.

Hüsrev Paşa Muallimhanesi

1571 yılındaki kayıtlara göre, Hüsrev Paşa Medresesi veya Camii'nin bir bölümünde küçük yaştaki çocuklara da eğitim veriliyordu. Bir muallim ve bir halife-i mektebe görev yapıyordu.
Kaya Çelebi-zade Koçi Bey Muallimhanesi

Aynı adla anılan caminin içerisinde bulunuyordu. 1571 yılından sonra bir medrese havasına büründüğü anlaşılmaktadır. Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'nde, Kaya Çelebi Medresesi ifadesini kullanması 17. yüzyılın ortalarında tedris hizmeti verdiğini göstermektedir.

1897 YILI OSMANLI DEVLET EĞİTİM İSTATİSTİĞİ

"Osmanlı Devletinin İlk İstatistik Yıllığı (1897)" adlı eserin verdiği istatistiki bilgilere göre eğitim konusu üç bölümde incelenmiştir.
Eğitim
Askeri eğitim
Diğer eğitim faaliyetleri

Adı geçen bu kitaptan konu gereğince "Van vilayeti" adı ile adlandırılan istatikleri ele alıyoruz.

Eğitim:
Van'da bulunan lise, ortaokul ve ilkokulların toplam adedi ve bu okullarda okuyan öğrencilerin cins ve miktarları.
Okul Adedi : 135
Öğrenci Adedi : 2292
Müslüman Erk:2116, Kadın: 176
Gayr-ı Müslim Erk: - Kadın: -

Liseler ve bu okullarda okuyan öğrencilerin cins ve miktarları:
Okul Adedi : 10
Öğrenci Adedi : 338
Müslüman Erk: 313 Kadın : 25

İlkokullar ve bu okullarda okuyan öğrencilerin cins ve miktarları:
Okul Adedi : 125
Öğrenci Adedi : 1954
Müslüman Erk: 1803 Kadın : 151

Askeri Eğitim :
Osmanlı Devleti'nde 1897 senesi itibarı ile mevcut bulunan askeri idadi ve rüşdiyye mektepleri ile talebesinin miktarı:
Toplam Talebe Adedi : 139
Okul Adedi : 1

1897 senesi itibarı ile şehadetname alanlar ve değişik sebeplerle çıkarılanlar:
Mekatib-i Rüşdiye (Ortaokul)
Toplam : 47
Şehadetname Alanlar : 16
Değişik Sebeplerle Çıkarılanlar: 31

Bu okullarda görev alan müstahdem, memurun ve muallimin ve hademenin miktarı:
Toplam : 20
Muallim : 10
Memur : 4
Hademe ve diğerleri : 6

Diğer Eğitim Faaliyetleri (Gayr-I Müslim Okulları):

Van Vilayeti dahilinde verilen istatistiklere göre lise bulunmamaktadır.
Ortaokullar:
Okul Adedi : 8
Öğrenci Adedi Erk : 1585 Kadın: 735
Muallim Adedi Erk : 58 Kadın : 18

İlkokullar:
Okul Adedi : 12
Öğrenci Adedi Erk :285 Kadın : 159
Muallim Adedi Erk : 1 Kadın : 14

Van Dahilinde Medrese ve Öğretim Yerleri:

Van Kazası : 10 Medrese 1 Kütüphane
Erçek Nahiyesi : 2 Medrese
Havasor (Gürpınar Nahiyesi : 2 Medrese
Timar Nahiyesi : 3 Medrese
Gevaş Kazası : 3 Medrese
Müküs (Bahçesaray) Kazası : 5 Medrese

CUMHURİYET SONRASI
OKUL ÖNCESi EĞİTİM

Eğitim sistemimizin ilk basamağını teşkil eden Okul öncesi eğitimi, ülkemizin geleceği bakımından önem taşımaktadır.
Mecburi ilköğretim çağına gelmemiş 0-6 yaş çocuklarının eğitimini kapsayan okul öncesi eğitiminin, çocuğun yeteneklerinin gelişiminde çok önemli payı olduğu bilinen bir gerçektir.
Bu bakımdan gelişmiş ülkeler, 0-6 yaş grubu çocuklarına ülke çapında okul öncesi eğitim imkanı sağlamışlardır.
Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre, Van'da 2003 - 2004 Öğretim yılında Okul Öncesi Eğitimde okullaşma oranını gerçekleştirmek için ihtiyaç duyulan Anasınıfı ve öğretmen ihtiyacı tablosu aşağıya çıkarılmıştır.
 

İLİ

ÇAĞ NÜFUSU 5-6 YAŞ 2003-2004

OKULLAŞMASI GEREKEN ÇOCUK SAYISI