banner236
banner237

Öfkeş ağa Van’ın çatak ilçesinde Alifan köyünün ağasıdır. Pinti ve menfaatçidir. Zaten menfaatçi demem yeterlidir. Betimlemesini yapmamıza gerek yok! Bukalemun gibidirler renkten renge girerler. Pek kalabalık değildir bu köy on hanelidir. Ama öfkeş ağaya sorarsan kainatın sahibi sanki! Kural tanımaz insanlık bilmez. Köy ona çalışır o oturur yer. Yemeği de tek başına yapmaz civar köydeki menfaatçiler ve kendiside yalaka çetesinin bir üyesi olduğu için bu çeteye her hafta Pazar günleri ziyafet verir. Marabaların boğazından keser bunlara yedirir. Ağanın üç kızı vardır. Üçüzdürler. Sevgi yeşil gözlü, selvi boyludur. Adının hakkını verir. Bu güne kadar kimse kötümser olduğunu görmemiştir. Fatma kahve gözlü uzun boylu iri yarıdır. Tam bir cengaver gibi heybetlidir. Lakabı köyde vicdan kraliçesidir çünkü çok merhametlidir. Babasının bir gün eşeği sebepsizce kırbaçladığını görünce onunla bir hafta konuşmamıştır. Küçükken bu kadar merhametli olan büyüyünce mi kötü olacak? Olmaz çünkü çekirdekten yetişmedir. Bu kadar merhametin bu büyük bedene ancak sığabileceği kanısındadır köy halkı. Derya ise ela gözlü orta boyludur. Hile bilmez. Her şeyi nettir. Yalanı da hiç sevmez. Sözleri keskindir acıtır. Ailenin tek okumuş çocuğudur. Avukattır. Babası ve onun gibi olanlar onun düşmanıdır. Bu yüzden küsüp çekip gitmiştir köyden haklıyı ve hakkı savunmak için.

Öfkeş ağanın caniliği sadece kendi köyünde bilinir. Üyesi olduğu menfaatçiler çetesi sayesinde civar köylerde pehlivan ve cömert biri olarak tanıtılmıştır. Ağa bir gün menfaatçi birinin oğlunun düğünü için bir saatlik ötede çılga köyüne gitmek için hazırlık yapar. Götürdüğü hediyelerle marabaların hepsine derme çatma bir ev yapılırdı. Ama gösteriş ya yedir babam yedir. Tabi bunu duyan köy halkının hepsi yardımsever ağamızı görmek için köy girişinde toplaşırlar. Bu hengamede ufak bir çocuk ağayı uzaktan görünce koşar ve ayaklarına sarılır. Beni severde bana bir hediye verir diye. Ama garibimin unuttuğu bir şey var. Ağayı beklerken biraz toprakla oynamış eline toz bulaşmıştı. Ağa da o gün siyah pantolon giymişti. O tozlu elleriyle öyle sarılınca ağanın pantolonuna küçük bir elin tozu bulaşmıştı. Bunu gören yardımsever ağamız sinirlenerek köye kadar garibanı temizce dövdü. Girişte kalabalığın yanına vardığında son bir tokat atarak köşeye fırlattı. Tabi menfaatçiler ağayı o kadar yardımsever tanıtmışlardı ki kimse ağa çocuğu neden dövdü diye düşünmüyordu. Tam tersi ağaya hak vererek hiç böyle bir hadsizlik yapılır mı diye içlerinden geçirerek ağanın önüne serilmişlerdi. Vay ağam sen hoş geldin şeref verdin köyümüze naraları kalabalıktan eksik olmuyordu. Gariban yetimin yardımına anası yetişmişti. Çünkü ana yüreği menfaatçi değil merhametlidir. Bir veryansın dan sonra ALLAH’ın izniyle bu senden çıkar diye bir beddua etmesin mi? Vah ki vah. Tabi ağanın keyfi yerinde bu ilgi, alaka kime gösterilse morali hiç bozuk olur mu? Halaylar, yemekler gösterişler bittikten sonra ağa köye dönmek için müsaadesini almış onca ısrara rağmen yola koyulmuştu. Köye yaklaştığı vakit evinin önünde kalabalığı görmüş ve gelen ağıt sesleri üzerine atını hızlıca kalabalığa doğru sürdü. Yanlarına vardığında panikle: _ ne oluyor bu ne hal bre yerin altına gömülecesiler! Diyerek çıkıştı. Kimseden çıt çıkmıyordu. Camdan beyinin geldiğini görünce hanım ağa ona sarılmış ve derin bir nefes aldıktan sonra bedenine hakim olmuş büyük acı ve gözyaşları ile ağzından sadece dört kelime çıkmıştı. kızlarımız sevgi ve fatmayı kaybettik. Ağa ne olduğunu anlamamıştı şok halindeydi. Vakar sahibi birkaç kişinin durumu anlatması üzerine mutlu öfkeş ağamızın bu haber karşısında ki tavrı kafasını duvara vurmak, kendini tokatlamak ve ağlamaktı . Kendine geldiğinde olayın nasıl gerçekleştiği hakkında sorular sordu olayın şahitleri çocuklar ve köylülerden bilgi aldı. Köyün aşağısında ki çayda Sevgi yüzmek istemişti. Sıcaktan bunalmıştı. Fatma da ağacın gölgesinde oturmuş onu izliyordu. Yüzmeyi bilmediği için korkmuştu. Korkmakta haklıydı. O gün su akıntısı fazlaydı. Hızlı akıyordu. Meğer o gün köyün küçük çocukları da ileride yüzüyorlarmış. Sevginin görüş açısı dışındaydılar arada ağaçlıklar vardı. Çocuklardan biri fazla açılınca akıntıya kurban gitmişti. Bağrışmalar duyulunca sevgi kafasını çevirmiş ve yanından bir çocuğun akıntıya kapıldığını görüyordu. Hemen çocuğu kurtarmak için ona yöneldi. Çocuğu tam kucakladı kucaklamasına da karaya doğru yönelirken kafası çayın içindeki büyük kayaya çarptı. Baygınlık geçirdi. Çocukla beraber akıntıya kapıldı. Fatma bu durum karşısında şok geçirmişti. Yüzmeyi bilmediğini unutmuştu. Kardeşi ve çocuğu kurtarmak umuduyla kendini çaya attı. Kendiside suyun içinde can çekişiyordu. Artık yapabilecek bir şeyi olmayacağını anlayınca kendini serin sulara bıraktı. Orada bulunan çocuklar durumu haber vermek için köye koştular. Köylüler hemen arama çalışmalarına başladılar. Uzun aramalar sonucu cansız bedenleri köyün iki saat uzaklığındaki kaçet köyü yakınlarında bulunmuştu. Sevgi çocuğu o kadar sıkı tutmuştu ki cansız bedeninin bulunduğu halde bile onu bırakmamıştı. Fatma’nın cansız bedeni ise iki yüz metre ileride bulunmuştu. Korku ve şok hali halen masum suratına hakimdi. Köylüler üç cansız bedeni at arabasıyla köye doğru getirdiler. O gün defin işlemleri bittikten sonra köy sessizliğe bürünmüştü. Sevgi köyün hürmet gösterdiği sevecen bir kızdı. Fatma ise bu aile içinde merhamet abidesiydi. Karıncayı ezmekten bile korkardı. Bu nedenle oda çok sevilirdi. Kimseyi incitmezdi. Ağa üç gün boyunca taziyeleri kabul ettikten sonra kendini eve kapadı .Bir hafta boyunca evden çıkmadı. Marabalarında çalışmalarında ki verim düşmüştü. Onlar da üzülüyorlardı. Gelgit zaman kızların ölümünden dokuz ay geçmişti. Sonbahar, kış , ilkbahar derken yaz tekrardan gelmişti. Kızlar artık anılardaydı. Öfkeş ağa yine bir düğün daveti üzerine yola koyulmuştu ki ilçeden bir haberci koşarak ağanın önünü kesti. Derin bir nefes aldıktan sonra ilçeden birkaç kişinin önemli bir iş için akşam buraya geleceklerini bildirdikten sonra gitti. Ağa hemen davet olan köyün yol güzergahının kızlarının ölümünü hatırlattığı bahanesiyle mahcubiyetini bildirmesi için marabalardan birini oraya gönderdi. Akşam için hazırlıklarının yapılması için de emirler yağdırmaya başladı. Gelecek olanlar Çatak’ta ki en zengin aileye mensup riya ağaydı. Bir sonra ki hafta yargıç Mehmet beyin kızının düğünü vardı. Riya ağanın planı kız hakkında iffetsiz dedikodu çıkarmak, ve civar köylerden kimsenin düğüne gitmemesini sağlamktı. Riya ağanın bu ahlaksız planının kaynağı büyük oğlu şefkettir. Şefket gasp, adam yaralama, tehdit, haraç, tefecilik, cinayete teşebbüs gibi ahlaksız suçlardan beş yıl hüküm giymişti. Tabi ki cezayı veren yargıç Mehmet beydi. İşte bu kirli plan için riya ağa kendini misafir ettirmişti. Akşam köy de güzel karşılanmış sohbetler edilmiş, yemekler yenmiş, çaylar içilmiş ve plan konuşulmuştu. Öfkeş ağa bu görevi memnuniyetle karşılamıştı. İşin içinde menfaati vardı. Ertesi gün menfaatçi çetesine haber yaymış onlarda zaman kaybetmeden bu haberi tüm civar köylere yaymıştı. Bu olay ilçede ve civar köylerde çalkalanıyordu. Mehmet bey dışarı çıkamaz olmuştu. Damat tarafı bile bu ahlaksız iftiranın etkisine kapılarak düğünün olamayacağını bildirmişti. Gelin kızımızda üzüntüyle hastalanmış yataklara düşmüştü. Mehmet bey için tek çare buraları terk etmekti. Riya ve öfkeş ağalar için ise keyif çatma vaktiydi. Bu olay üzerinden üç hafta geçmişti. Derya’nın ölüm haberi köye ulaşmıştı. Babası gibi zalim olan mafya babasının zulmüne karşı gariban bir ailenin avukatlığını yapıyordu. Garibanların evlerini bedel vermeden zorla alma peşindeydiler. Davaya yakın bir zaman kala mafya aleyhine birçok delil toplamıştı derya. Davayı kazanacağına kesin gözüyle bakılıyordu. Karşı tarafın davayı kaybetmemesi için tek bir şart vardı. Deryanın ortadan kaldırılması gerekiyordu. Evine silah zoruyla girilmiş kendi adına mektup yazılmış intihar süsü verilmişti. Hanım ağa deryanın ölüm haberi üzerine hastalandı yataklara düştü. Kısa bir zaman sonra hayata gözlerini yumdu. Ağa için artık düşünme vaktiydi. Ah ile gelen vah ile giderdi. Kimsesi kalmayan ağa malını mülkü bırakıp köyü terk etti ve meçhule karıştı. Hikayeden Çıkarımlarımız: Kardeşlerim bu hikayede ki öfkeş ağa öfkemizi temsil eder. Marabalar vücudumuzun temel organlarıdır. Ağanın kızları sevgi sevginin, Fatma merhametin, derya da adalet duygumuzun simgesidir. Çete olarak bahsettiğim menfaatçiler ise menfaati için her türlü kötülüğü yapıp bundan çekinmeyenlerdir. Nefis içindeki kötü arzulardır.Öfkeş ağa gibi öfkeyle hilekarlığa uğraşanlar bu çetelerin temel yapı taşlarıdır. Ağanın merhametli oluşuna ve iffetsiz planı araştırmadan inanan köylüler ise fasıkların yemleridir. Allah.c.c bizi bu konuda şöyle uyarır : ‘Ey iman edenler! Eğer bir fasık size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz. ‘* Riya ağa adı gibi yalancıların başıdır. Öfkeş ağa çocuğu döverek için deki sevgiyi ve merhameti öldürdü. Böylece iki kızını kaybetti. Yargıçın kızı hakkında attığı iftira ile de içindeki adalet duygusunu yalancı şahitlikle öldürdü. Böylece adaleti temsil eden duygusu deryanın ölüm haberi geldi. Marabaları organ olarak nitelememizin sebebi öfkenin kurbanı olmaları çünkü öfke beyni kontrol edince tüm organlar mecbur onun emrindedir. Ağanın üç kızına karşı marabaların sevgisi ise öfkenin bedene hakim olması halinde bile sevgi, merhamet ve adaletin öfkeli kötü insanların içinde bile yeşereceğine dair bir umuttur. Bu umut öyle insanları toplumdan koparmamamıza tekrardan kazandırmamıza dair bir umuttur. Öfkeş ağa merhametini,sevgisini, adalet duygusunu öldürdü ama öfkesini öldüremedi. Bu hikayeden çıkaracağımız ders kardeşim öfkeyle oturup kalkan şimdiye kadar karlı çıkmadı. Faydasını görmedi. Öfke duygusu taze olduğunda haklılığın solduğunda ise pişmanlığın ta kendisidir. Haklı olan neden sonra pişman olsun ki pişman olmak istemiyorsan öfkeni yen. Merhametli ve adaletli olarak insanı, hayvanı, doğayı severek yen.  Hucurat .6

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner233