İnsan denen meçhul ne yapıyor nereye gidiyor? Her zaman kafama takılmıştır bu soru bilmem ya gördüklerimdendir ya da düşündüklerimdendir. Veyahut ikisinin de ortak paydalarındandır. Bir insan gideceği yeri bilmezse kaybolur kendini bilmezse yok olur. Sözde yeni modern dünyada ki insanoğlu kendisiyle  ilgili birçok şeyi bilmediği için kendisini,geleceğini  ve gelecektekileri tehlikeye atıyor. Madde insanlığın her şeyi olmuş onun için yatılır onun için kalkılır. İnsanoğlu madde ile kaderini yönlendirme çabası içine girmişken kendisini de meçhulleştiriyor. Sözde yeni dünya düzeni insanlık tarafından kurulmuş ama insanlık ölçütlerine göre kurulmamıştır. Yönetim bilimine baktığımız da kapital, kominist, milliyetçi ve muhazafakar akımların insanoğlu tarafından maddeyi savunmak için kurulmuştur. Bu akımlar madde ile ilgili her şeyi bilmekle birlikte insanlığın canına okumaktadırlar. Ne yazık ki bu maddeci akımlar insan ile ilgili birçok şeyi de bilmemektedir. Bu akımlara ait milyonlarca politikacı var ama sağlam karar alacak biri yok içinde. Güç kimin eline geçiyorsa onun sarhoşluğuyla insanlığı yok etmeye çalışıyor.

                Eğitim sistemlerine baktığımız zaman madde ile ilgili bölümler neredeyse sistemi kaplamışken insan ile ilgili çok ama çok kısıtlı bilgiler verilmesi bizlerin acizliği değil mi? İnsan sadece meslek amaçlımı kendini üniversitede kendini bilecek. Peki, ilköğretim ve lise de temel atılsa olmaz mıydı.  İnsanoğlu maddeyi parçalayayım derken kendini parçaladı. İnsanlar iş bölümü teranesi adı altında tek bir iş yapmaya sürükleniyor. İnsan aklının kullanımı azalıyor. Yani insanlık hayvanlaşıyor. 1900 başlarında Rockefeller enstitüsünde çalışan Fransız bilim adamı Alexis Carrol yazmış olduğu insan denen meçhul adlı kitabında insanın tam manada kendini bilmediği, dünyada ki savaşların başkanların cehaletleri nedeniyle ortaya çıktığını, endüstriyel alanda insanlık ile ilgili her şeyin ihmal edildiği ve medeniyetin alet bakımından zengin gaye bakımından ise fakir kaldığını söyleyerek ta  o zamanlar ile bugünlerin tafsirini  ve ortak paydalarını belirtmiştir. İnsanoğlu hayatı ve sağlığı konusunda birçok şeyi bilmiyor. Bunun neticesinde kendini öğrenme gayesi de oluşmuyor. Çünkü  maddeye  gereğinden fazla değer vermemizdendir.  İnsanlığın zinciri 1.dünya savaşından sonra koptu.  Sözde yeni modern dünyanın yeni barbar sömürgeci devletleri sanayi ve silahlanmayı birbirlerine karşı rest aracı olarak kullandılar. Bu maddeci restler karşısında kin atmosferinde maddeci dünya görüşleri ortaya çıktı. Peki, kendini tam manasıyla bilmeyen insanoğlu tarafından hazırlanmış bu maddeci, dünyevi görüşler bizlere bir şey kattı mı? El cevap hayır biz insanoğlunu birbirine düşman etti. Bizlerin sonunu hızlandırdı. Modern insanoğlu çocuklarının sözde ahlakını geliştirmek, iyileştirmek için okullara gönderdi. Halbuki ahlak eğitimi aileden başlardı. Öyle olmuş ki ahlakımızı bile maddeye dayandırmışız. Savaşlara baktığımızda  petrol,toprak ve üretilen silahları test etmek amaçlı yapılmaktadır. Biz bunların yakın zamanda herkesin ağzında ün kazanan gizli tarikat güruhları  ve para babaları tarafından yapıldığını bildiğimiz halde neden bu olaylarda tuzumuz olması gayesi içerisindeyiz. Neden? Cevabını bildiğin soruları sorma derler. Ama sebebi ve sonucunu bildikleri durumlar için ya dövüşürler ya da ölürler. Ne diyelim insanlar ölür maddeyi yaşatmak için! Dünya 18 yy başlarından beli ateş gibi kaynıyor. İnsanlık atıklaşıyor. Küçük şeylere fazla değer vermemizden olacak ki ruhlarımız doyumsuzlaşıyor. Bu durum kişilik bozukluklarına sebep oluyor.  Maddenin etkisi insan kimyasını da bozdu. Bu halkalar oluşurken Seyyid Kutup’un tabiriyle sigmund Freud insanı psikopat, darwin hayvan, karl Marks ise madde olarak gördü. Bu görüşler maddeyi seven insanoğlu tarafından o kadar sahiplenildi ki maddecilik bir adım önde tutularak karl Marks kral Marks oldu. Ve yine Fransız bilim adamı Alexis Carrol  kitabında:  teknolojinin fayda amaçlı değil de kar amaçlı üretildiği, eskiden gücü temsil eden gençlerin günümüzde bu maddeci sömürücü dünyada iktisadi ve psikolojik çöküntü altında olduğunu söylüyor.  Hocamızın bu tespitleri çok yerinde olmuş. Devran tersine dönmüş insanlık ölmüş. Güç sağlıklı olanda değil parası olana geçmiş.

               Sen neymişsin be madde! Parçalandığında dünya konuşur. Yiyeceklere katılır karnımızı doyurursun. Anayasalarda adın geçer uygulandığında ‘ ADALET’ olursun sonrada vay efendim neden arttı bu madde bağımlılığı diye veryansın edelim. Yıllar değil madde utansın hedefi olmayan  insanlık utansın.Madde herkes için ortak paydadır. En küçük yapı taşı atomdur. Cansızdır. Kansızdır. Peki, ya insan ? hem canlı hem kanlı ama sözde akıllıdır. Bu yazımda genel olarak maddenin ve faydası olmadığı halde onu yücelten insanoğlu kelimesini çokça yazdım. Albert Einstein maddeyi parçaladı dünya konuştu her şeyiyle. Ben de maddenin bizleri parçaladığını yazdım belki konuşuruz diye.

          

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.