Evet, öğrenci eğitimde en merkezdedir. Buna itiraz yok. Ancak öğrenciyi merkeze konumlandıran da öğretmendir. Öğrenciyi bilgiye doyurmada vazifeli olan öğretmendir.  Buna da itiraz yok. Ancak bilgiye aç olması gereken de öğrencidir. Yani kısacası bu durum arz- talep meselesidir. Öğretmen tıpkı bir pazarcı gibi, bilgi tezgahını açıp ve sahip olduğu bilgi, birikim ve tecrübesini o tezgahta, öğrencilerin önüne serer. Öğretmen, öğrencilere o tezgahtan nasıl istifade edebileceklerinin yollarını gösterir. Böylece öğrenci, o tezgahtan kendi kabiliyetince yararlanır. Dediğim gibi öğretmen, her daim donanımlı olmalı ki, bilgisini öğrencilerine arz edebilsin. Öğrenci de her zaman, bilgiye aç olmalı ki  bilgiyi talep edebilsin.  Zaten bilgiyi sürekli talep eden kişilere, bu özelliklerinden dolayı kendilerine ‘‘talebe’’ denilmiştir. Talebe, öğrenci ile aynı anlamı taşımaktadır.

    Aranızda ‘‘ Ne diyorsun hoca, bilgiyi talep etmeyenler okul okumasın mı? Temel bir hak olan eğitimden mahrum mu kalsınlar?’’ gibi itiraz edenlerin seslerini şimdiden duyar gibi oldum.  İtiraz eden arkadaşım! Yanlış anladın, daha doğrusu eksik anladın. Elbette herkes okumalı ve aynı zamanda zorunlu eğitimde olmalı. Herkes bilgiye ve öğrenmeye aç, ama herkes okuldaki bilgilere aç değil. Zira bilgi sadece okulla sınırlı değil. Veya şu anki okullar tüm bilgilerin temellerini içinde barındıracak düzeyde değil.  İşte bu yüzden ‘‘ Temel Eğitim’’ zorunlu olmalıdır. Çünkü bu eğitimi görmeye herkesin ihtiyacı var.  Temel eğitimin üstündeki eğitim ise yani ‘‘ortaöğretim’’  talebe göre verilmelidir.  İsteyen bu eğitimi almalıdır. Eğer ortaöğretimi, illa zorunlu eğitim haline getireceksek, ortaöğretimin çeşitli meslek eğitimlerini içinde barındıracak düzeyde planlamamız ve çeşitlendirmemiz  gerekir. Bu şekilde öğrenci kendi kabiliyetine ve yapmak istediği mesleğe göre lise seçer. Ve sevdiği mesleğin inceliklerini  daha lisede öğrenip tecrübe kazanır.

    Zira ortaöğretimi, bu şartlar altında zorunlu hale getirerek bir insanı, dört sene boyunca zorla okula getirdiğimizde, okulu sıkıcı ve tabiri caizse hapishane gibi görür. Böyle gördüğünden dolayı okulun içinde huzursuz olur. Zamanla huzursuzluk çıkarır. Bu eğitimi talep eden arkadaşlarını ve öğretmenlerini de olumsuz etkiler. Bu olumsuz etkisinden dolayı, çevresi tarafından kendisine olumsuz bir nazarla bakılır. Böyle bakıldığı için, kendisini dışlanmış hisseder. Ve gittikçe agresif tavırlar sergilemeye başlar. Ve bulunduğu okulda eğitim verimliliğini azaltan sebeplerin başı olur.

     Yine  ‘‘ Hocaa! meslek liselerimiz ne güne duruyor? Niye bu liselerimizden bahsetmiyorsun? Bu liseler yetmiyor mu sana?’’ gibi sesler gelmeye başladı. Bak arkadaşım! İkide bir itiraz edip durma. Dediklerimin tümünü bir dinle. Ondan sonra, mevcut bulunan meslek liseleri, ihtiyacı karşılıyor mu? Yoksa karşılamıyor mu? Kendin karar ver.

    Aslında bu soruları sorarken bile, mevcut bulunan meslek liselerinin bu konuda yeterli olmadığını ve ihtiyacı karşılamadığını  gayet iyi biliyorsun. Ama yinede meslek liselerinin 4 sebepten dolayı ihtiyacı karşılamadığını sana söyleyeyim.

1-) Meslek Liselerinin İkincil Sınıf Okul Olduğu Algısı: Genel olarak, temel eğitimi tamamlayanlar, her hangi bir başarı sağlayamadıysa meslek liselerine gönderilir algısı vardır. Bu algı halk arasında kaldırılmalıdır. Kalifiyeli öğreticiler tarafından dersler verilip, başarı arttırılmalıdır.

2-) Meslek Lisesi Öğrencilerinin Özel Sektör Tarafından Desteklenmemesi: Öğrencilerin, çalıştığı sektörlerde, yeteri ölçüde finansman olarak desteklenmesi gerekir. Ve okul ile özel sektörlün belirlediği ortak plana göre eğitim verilmelidir. Bu plan düzenli olarak MEB tarafından takip edilmelidir.

3-) Meslekler Arasında İtibar ve Maddi Denge Sağlanmamış Olmaması: Bu sorun, sadece meslek lisesi mezunlarının bir sorunu değil, pek çok meslek  için bir sorundur. Zira bu dengesizlik sayesinde, pek çok kişi   popüler meslek(doktor,avukat,milletvekili…..) sahipleri karşısında aşağılık kompleksi içine girerler. Buda yapılan işte verimsizliği beraberinde getirir. Bu sebepledir ki meslekler arasında itibar  ve ücret farkları minimuma indirilmelidir. Bu düzeltildiğinde meslek liselerine de talep artar.

4-) Meslek Lisesi Öğrencilerine Yeterli Ölçüde Rehberlik Edilmemesi: Çocukların meslek seçiminde yeterli bilgiye sahip olmaması. Bu öğrencilere meslek seçiminden önce, etkin bir rehberlik verilmesi gerekir.

      Bu saydıklarımı anladıysan meslek liselerinin ihtiyacı karşılamadığını anlarsın. Eğer ille de bu saydıklarıma yinede itiraz edeceksen sen bilirsin.  Etmeyeceksen gel beraber şimdi  öğretmenlerin değersizleştirmesiyle ile ilgili sorunlara bakalım….

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.