banner252

Soğuk havasını bile batıdan alan bir ülke için bu konu üzerinde düşünüp de
yazmamak tuhaf bir tutum olurdu. Malum soğuk havalarda etkisini azaltınca
bizim donmuş beyinler kabuğundan çıkıp düşünmeye yeltendi. Bu konu
üzerinde ne zaman düşünürsek kendimizi kasvetli bir ortamda buluyoruz.
Aydınlarımızın ve siyasilerimizin bir kültür zemini üzerinde hareket etmemeleri
yani çift başlı hareket etmeleri bizleri de bilmediğimiz denizlerde yüzmeye
zorluyor. Toplumumuzun büyük kesimlerini temsil eden aydınlarımız batının
maddeci anlayışının reklamını yaparak ideolojilerin bekçiliğinde bulundular.
Bunlar biz toplumun hiçbir kesimine fayda sağlamadı. Özellikle ergenliğin
oluşturduğu ateşli gençliğin üzerinde. Haksızlıklara uğradıkları gibi hemen sağa
sola dağıldılar. Kendi bağlı bulunduğu görüşü toplumun hayatına uygulamaya
çalışalım derken Babil kulesi* gibi bir hayatın içinde buldular kendilerini. Bu
durum gelecekten umudunu kesen bir toplum oluşturdu. Ve yine bu ideolojiler
onu savunanları hayat düsturunu belirledi yani köleleştirdi. Peki, bu kölelik
altında tarihi nizam oluşturmak mümkün müydü? Elbette ki hayır çünkü
kölelerin tarihi olmaz. Bu maddeci görüşlerin insanlığı bu durumlara düşürmesi
bizlerin güldürür ama asıl olan ise hüzündür. İdeolojiler Eogleton’a göre tam
tanımını yapmak zordur bu nedenle birkaç tanımla tanımlamıştır. Bunlar:
 Toplumsal yaşamda anlam, gösterge ve değerlerin üretim süreci,
 Belirli bir toplumsal grup veya sınıfa ait fikirler süreci,
 Bir egemen siyasi iktidarı meşrulaştırmaya yarayan fikirler,
 Toplumsal çıkarlar tarafından güdülenen düşünme biçimleri,( buna ben
fikir hapsi diyorum.)
 Bilinçli toplumsal aktörlerin kendi dünyalarına anlam verdikleri ortam
 Toplumsal yaşamın doğal gerçekliğe dönüştürüldüğü süreç olarak
ideolojiyi görmüştür.( Eagleton, 2005):

Ama ideolojiler belirsizlik içinde afyondur. Boya niyeti görür olayların
üzerini örtmek için kullanılır. Bukalemun gibidir uzaklaşmak isterseniz hemen
kılık değiştirir. İnsanlar arasını bozan yalancı siyaset lafızları kadar yalancıların
kürkünü de ideolojiler oluşturur. Kaftan biçemezler ona. Bu maddeci görüşler
depremin kıtaları ayırdığı gibi insanları da ayırdı. Büyüklerimiz bize gereksiz yere

tartışma diye öğütlerler hep. Çünkü gereksiz tartışma karşılıklı ifşalaşmadır.
Karşıdakini hor görmektir. Düşüncesi üzerine tahakküm kurmaktır. Ve saygıyı
ortadan kaldırmaktadır. Büyüklerimizin verdiği bu hikmetli öğüdü ideolojiler
üzerine getirdiğimizde; ideolojiler üzerinde ki bu gereksiz tartışmalar
maddecilerin savaşı değil midir? Ortak paydası aynı ama gayesi farklı olan bu
grupların insanlığa faydası var mı ki? Ben göremiyorum. Be ey insanlık nedir bu
savaş? Nedir bu öfke? Nedir bu birbirini yok etme çabaları? Modern
Prometheuslar türedi artık Ateşten gömleklerini çıkartıp cansız maddeye can
verdiler. Ama bu sefer kartal modern Prometheuslar’ın değil onların getirdiği
faydasız düşünceleri bağnazlıkla yaklaşan insanlığın ciğerini söktü.* Vicdan
bırakmadı. Kurucuları ölmüş kendileri ile beraber insanlığı da öldürmüşler. Her
filozof hikmeti kendine göre arar. Her ideolojide dünyayı bu mantıkla yorumlar
ve yönetme çabası içerisindedir. Ama bu çabalar insanlık için havaya saçılan
tohuma benzer. Sulansa da, güneş görse de nafile çünkü sona ulaşmadan
insanlık ölmüş, bu nedenle amaç belirsizleşmiştir. Doğu ve batı hem mekan
hem de zaman olarak insan ilişkileri bakımından hep tezatlık içerisindedir. Bu
nedenle birbirleriyle ilişki kurulamamıştır. Bu yanlış muasırlaşma batılı aydın ve
siyasetçilere benzeme ve görüşleri olan ideolojileri benimseme ve
benimsettirme çabaları nedendir? Reklam amaçlımı, rant amaçlımı bilinmez.
Ama bu yanlış denizlerde yüzme ülkemizde hiçbir fayda sağlamayacağı da
kesindir. Hem batı hem doğu arasında tek taraflı olarak mekik dokuyan aydın ve
siyasilerimizin geneline baktığımızda demagog oldukları apaçık ortadadır. Çünkü
düşüncenin yol alışı vücuda alınan hava gibidir. Bu maddeci dünyada ruhunu
doyumsuzlaştırmadığı halde insanlar bu görüşleri benimserler. Bu nedenle
demagoglara iş düşer. Toplulukları kandırır ve rahatlıkla kışkırtırlar. Artık
Kültürümüzde yok olmaya başlıyor. Bir toplumu ifade eden millet kavramı
ideolojiler nedeniyle yok oluyor her ideolojik grup kendi toplumundan
mücerretleşiyor kendi ütopyalarında bir toplum oluşturuyorlar. İş görmeyen
BM kapatılmadır bence yerini ayrılmış ideolojistan cumhuriyetler birliği
kurulmalıdır ki insan ırkları dondurulmuş vaziyettedir. Medeniyetleşme adı
altında kendi kimliğini yok eden insanoğlu Ustad Cemil Meriç’inde dediği gibi
kurtlaşmış öldürdüğü kadar yaşamaktadır.(Meriç,2017,s.204) Yine insanlık için
bir nizam kurmak için yeni fikri olanların suç işlemek zorunda olduklarını
belirtmişti.(Meriç,2017) Hakikaten günümüz madde üzerine kurulmuş
ideolojilerin dünya görüşü olmaktan ziyade kin ortamını kızıştırmakta sınıf

ayrımını güçlendirmektedir. Bu atmosferi Adalet, vicdani merhamet,benim de
amacım olan saygı medeniyeti üçlemesi kurtaracaktır. İslam gibi büyük bir
nizamın, diğer semavi dinlerin, beşeri dinlerin ve ahlaki düşünce sistemlerinin
dile getirdiği bu üçleme hiç şüphe yok ki insanlık için en faydalısı olacaktır.
Hastalandığı gibi ideolojilere sarılanları da bu durumdan kurtaracaktır. Batı
kaynaklı bu ideolojilerden sıyrılıp batılılaşma çabalarına geldiğimiz de ise büyük
bir teraneyle karşılaşırız.
Biliminden ziyade her türlü çöpünü almışız. Kültürümüzü batıyla
evlendirmişiz. Modasını yenilik altında almışız bu tarza uyanlara modern
uymayanlara yobaz diyoruz. Böylelikle kapital para emicilerin buyruğu altına
giriyoruz. Her dediklerini yapan kukla durumuna düşüyoruz. Modadan
eğlenceye, sanattan edebiyatına kadar yanlış alıntılar yapmak , batının bilimini
baş üstü etmek varken göz ardı etmek ülkemizi ve yanlış batılılaşan diğer
ülkeleri de canavarlaşan medeniyet zincirine dahil etmiştir. İdeolojileri batı
merkezli ele aldık çünkü düşman ikizlerin doğuş yerleri olduğu için. Marx Weber
Kilisenin müsrifliği önlemek için sermaye birikimi kararı, derebeyliklerle
(feodalite) yanlış mücadelesi ve kaldırıldıktan sonra iyi bir çözüm üretemeyişi
birde Hristiyan çileciliğinin(paradoks olarak görür.) Kapitalizmin doğuşunu
hızlandırdığını savunur. Ama bu sonucu Hristiyan çileciliğinin amaçlamadığını
belirtir(Morris, 2004 s.109). Diğer taraftan 19 yy. Avrupa’sın da istenilmeyen ve
kilisenin baskısı altında olan Yahudilerin durumu, Hegel gibi bir filozofun
yanında bulunması ve aydınlanma arayışı Karl Marksın komünist manifestosunu
ilan etmesine neden oldu (Şeriati,2013s.15). Yine aynı şekilde Karl Mark
komünizmin gelişmesi açısından en iyi zeminin Hristiyanlık ve bulunduğu
coğrafya olduğunu bizzat kendisi belirtmiştir( Morris, 2004 s.66). Araştırmalara
ve eldeki verilere baktığımızda bu düşman ikizlerin ebeliğini baskıcı Kilise,
analığını Avrupa’nın maddeci anlayışı yapmıştır. Bu durum Freud’un Oidipus
kompleksine benzemektedir. Şu durumu şöyle özetlemekteyim. Kiliseyi baba
olarak gören Avrupa insana yaptığı baskılardan dolayı ondan nefret etmiş ve
onu yok etmek için Maddeci olan anneleri(ideolojiler) baş tacı yapmıştır.
Hegel’in öğrencisi Proudhon ile aynı mantıkta olan ve dediklerinin Proudhon’a
ait olduğu ve ondan aldığı iddia edilen(şeraiti,2013) başroldeki Mark Yahudi
değil midir? Monetarizmin kurucusu Milton Friedman Yahudi değil midir?
Kapital dünyanın para babası Rothschild ve Rockefeller aileleri bunlar gibi
dünya piyasasını elde etmek isteyen büyük şirketler Yahudi değil midir?

Kapitalizmin fikriyatı olan siyasi liberalizmin kurucusu olan John Locke İngiliz,
ekonomik liberalizmin kurucusu olan Adam Smith İskoç değil midir? Kapitalizm
ve komünizm aynı rahimden çıkmış hırçın ikizlerdir. Peki, bunların doğumunu
Avrupa yapmışta sancısını neden bizler çekiyoruz. Avrupa ve Yahudiler
açısından bakarsak yukarı tükürsem kapitalizm aşağı tükürsem komünizm.
Kaynağı ve amacı belli şeyler için Neden insanlığımızı öldürüyoruz? Birbirimizi
kırıyoruz. Siyasiler ve aydınlar toplumun aynalarıdırlar. Önemli olan batının
ahlakını, sanatını, eğlencesini almak değil. Bunların önüne geçebilmek için karşı
bir ideoloji silahı oluşturulmalı. Tüm insanlığı kapsayan, suç işlenmeden gelen.
Aydın ve siyasiler uyanık olmalıdır. Çünkü batının güneşi yani ilmi faydalı olduğu
kadar zararlı ışınlarda barındırır. Bu nedenle aydınlarımız ve siyasilerimiz uyanık
oldukları gibi Atmosfer gibide olmaları gerekir. Zararlı ışığı engelleyen faydalı
ışıkla karanlığı aydınlatan.

KAYNAKÇA: https://tr.wikipedia.org/wiki/Oidipus_kompleksi
https://okuryazarim.com/prometheus/
https://www.isa-sari.com/babil-kulesi-dillerin-kokenine-ait-eski-bir-inanis/
Eagleton , Anadolu Üniversitesi Yayınları, Sosyolojiye Giriş Dersi, 2016, s.82
Morris, Anadolu Üniversitesi Yayınları, Sosyolojiye Giriş Dersi, 2016, s.160
Cemil Meriç, Bu Ülke, İletişim yayınları, 52.baskı ,2017, s.204
Ali Şeriati, Marksizm, Fecr Yayınları, 1.baskı, s.15
Ali Şeriati, Marksizm, Fecr Yayınları, 1.baskı, s.29 s.43 s.116

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
kilam yabla 2019-02-14 11:28:57

yolun ve bahtın acık olsun ba
şarılar dileriz