banner252

Zamanın hastalığı materyalizm belirtileri hiç şüphe yok ki egodur. Her şeyin merkezine kendini yerleştirme çabası içine olan insanoğlu aldığı nefesi egonun verdiği kin ile besliyor, havaya tekrar aldığını soluyunca bir başkası da o havayı soluyor ve böylece ego döngüsü meydana geliyor. Düşünüyorum egonun bize faydası var mı diye? El cevap :hayır. Ego ile madde aşkı birleşerek akrabalarla aramızı bozdu. Sevdiklerimizi kırdı. Nefret ortamını geliştirdi. Saygıyı ortadan kaldırdı. Menfaatleri atmosferin ışığı her yere yansıttığı gibi yaydı. İnsanın akıllı düşünmesini ve hareket etmesini engelledi. Parasal tatminlik ve bunun getirdiği karaktere olumsuz statü (geneli ifade etmiyorum) insanı kişilik yoksunu birey yaptı. Düşüncelerimize karşı antitez geliştirilince hemen saçmalama, aptal aptal konuşma tarzında düşüncemizin bağnazlığıyla karşı çıkıyoruz. Bu bizi eleştiri kabul etme ve tartışma kültüründen uzaklaştırdığı gibi bizlerin hatalarımızı ve eksiklerimizi görmemizi de engelliyor. Kişiye tek faydası kendisini dev aynasında görmesi olarak söyleyeceğim ki ama buna da inanamıyorum. Çünkü en temel nokta burası ki bu durum insanın çevresinden mücerretleştiriyor kişiliğin yok oluşunu hızlandırıyor.

Giyim tarzımızı kapitalistler belirliyor artık. Şunu giymez isen modasızsın reklam tabirleri ve moda teraneleriyle insan aklını kontrol altında tutuyor ve akıllı hareket etmesi engelleniyor. Ego dürtüsü de böylece harekete geçirilerek, modasız olunmak istenilmiyor. Bunun yanı sıra insanlar bu dürtüyle; ihtiyacı olmadığı halde sadece modası kullanımda diye masasından tabağına, gömleğinden ayakkabısına kadar her şeyini en iyisine kadar kullanmak merakı içerisine girerek statülerini belirleme çabasındalar. Bu bizlerin görünümünü güzel yapar ama perde arkasındaki karakterimizi çöpleştirir. İnsanlığa

faydası olmayan, hayatın mantığını kavrayamayan ve olaylara karşı çözüm üretemeyen insan tipi oluşturur. Güzel bir söz var: Elbisesi kirli olandan değil, düşüncesi kirli olandan kork diye. Ego düşüncemizi de kirletiyor, bizleri tekrardan maddeye götürüyor. Şimdiden söylüyorum egonun ipiyle kuyuya inilmez.

Kişi bazında baktığımızda zararları can yakıyor. Birde ulusal meselelere bakalım. Savaşlara baktığımız zaman egonun eseri olduğunu görürüz şöyle ki: önceki yazımız olan insan meçhul mu yoksa meşgul mu adlı yazımızda Fransız bilim adamı Prof Dr. Alexis Carrol’un savaşların başkanların cehaletleri nedeniyle ortaya çıktığını söylemiştik. Hocamızın bu tespitine aynen katılarak yanına kişisel egoyu da eklemek istiyorum. Çünkü ego insanın akıllı hareket etmesini engelleyerek; siyasilerinde milliyetçi taraflarının perçimleşmesine, siyasi malzeme üretmesine ve bunun neticesinde her şeye karşı bir rest çekme tepkileriyle karşılaşırız. Bu durum siyasi liderlere bağnazlıkla bağlanan insanları da bu egoyla buluşturarak kin ve nefret ortamını oluşturur. Ego yüklü iki başkanın kapışması milyonların ölümüne sebep oluyor ve savaşı kışkırtmak için masa altında elini ovuşturanlara karşıda koz sunuyor. Ben bu tabloyu iktisatta ki Gresham kanununa benzetiyorum. Bu kanunda kötü para iyi parayı kovar tezini savunur. Bu bahsi geçen kötü liderlerin sapkınlığı da onlara bağnazlıkla inanan masum insanların iyilik anlayışını da silip götürüyor.

Ego ve hırs ile bürünmüş Avrupa’nın hırçın çocuğu kapitalizmin sebep olduğu, her bankanın para kazanmak için kredi ve gelini faiz ile insanları kendine köle yapması , holding rekabetlerinin , devletler arası parayı kontrol etme çalışmaları ve manda arazilerinin ağalık

savaşları haksızlıklara sebep oluyor. Bu para babalarının ve parayı elde tutmaya çalışan devletin ve acımasız banka politikalarının yaptıkları bir hata ile küçük esnafları ortadan silmeye yetiyor, milyonların ekmeğiyle oynanıyor. Haksız kazancın adaletsizliğin olduğu her yere böylece ego ve yardımcısı hırs boy gösteriyor.

Sporda yeteneklerimizin farkına varmadan hırs ve ego ile üst sıralara gelme çabası var. Edebiyatta güçlü kalemimizin etkisi olmadan aydınlatma amacı gütmeden yazarlarımız var. Gazetelerde haber yapmaktan ziyade bazı kesimler üzerinde tahakküm kurma amaçlı yazılar var. Televizyon kanallarında ki bazı güruhların birilerinin gözüne girerek yükselmek için uydurdukları yalanlar var. ( en zor şey bu olacak ki akıl sahibi insanların bu fasıklara inanarak aslı olmayan bu delilleri ilişkiyi kesme bahanesiyle akrabalarına kullanması ,pazarlaması ve bu fasıkların oyununa ortak olmaları) bunlar makamın, paranın ve bazı çapsız kesimlerin vaat ettiği yüksek statüden kaynaklanıyor. Bu saydıklarımızın içinde en büyük pay hırsındır. Hırsta hiç şüphe yok ki egonun tetikleyicisidir. Bu yazımızda kişisel, siyasi, ekonomik, sanat, spor ve medya/iletişim ağındaki egonun sebep olduğu durumlar ve etkileri üzerinde durduk. Hiç şüphesiz çok eksiğimiz var. Ama buz yazımızdaki amaç hırsın egoyu tetiklediği gibi akıl sahibi olan sizlerinde egonun sebep olduğu bu kötülüğü görmeniz veyahut gördüğünüz zararlar üzerinde düşünmenizi tetiklemekti. Bizler çocukken hafızamızı, becerilerimizi geliştirmesi için oyuncak lego ile büyüdük. Olgunluk yıllarımızda ise ego ile şiştik. Dediğimiz gibi ego 3 harflidir çağırmayın yoksa çarpar ha.

Ego’ya da bu kadar yüklendik ama ne yapalım Pandorra’nın kutusu açıldı da dünyaya kötülük yayıldı. Bunda etkisi olan egoyu suçlamasam bu ihtirasları çözemezdim kendimce. Üstad İmam GAZALİ Bana Arkadaşını Söyle adlı kitabında: Kişi öldüğü zaman yakınları ne bıraktı derler. Melekler ise ne getirdi derler. Fani ve ebedi hayatı arasındaki farkı özetleyen bu öğüt dolu lafızla bizlerde egomuzu yanımızda gezdirmeyelim kiralar yüksek olsa da egona bir ev tut ey İNSANLIK.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.